Ruhsal acı, bazen fiziksel acıdan çok daha dayanılmaz bir hal alabilir. İnsan zihni, baş edemediği travmalar, yoğun depresyon veya kimyasal dengesizlikler sonucunda, kurtuluş yolu olarak kendine zarar vermeyi veya hayatı sonlandırmayı bir "seçenek" gibi görmeye başlayabilir. Bu durum, bir zayıflık veya karakter bozukluğu değil; tıbbi müdahale gerektiren acil bir sağlık sorunudur.
Bu kapsamlı rehber; hem bu karanlık düşüncelerle mücadele eden bireyler için bir yol haritası, hem de sevdiklerini bu durumda gören aileler için hayati bir kriz yönetimi kılavuzu olarak hazırlanmıştır. Kendine Zarar Verme davranışı (self-mutilasyon) ile intihar düşüncesi (suicidal ideasyon) arasındaki farklardan, acil durumda yapılması gerekenlere kadar tüm süreci bilimsel ve insani bir dille ele alacağız.
KLİNİK TABLOYU ANLAMAK
Bir sorunu çözmenin ilk adımı, ona doğru ismi vermektir. Toplumda genellikle karıştırılan iki kavram vardır: "Kendine Zarar Verme" ve "İntihar Girişimi".
A. İntihar Amaçlı Olmayan Kendine Zarar Verme (NSSI)
Tıp literatüründe Non-Suicidal Self-Injury olarak geçen bu durum, kişinin hayatına son verme amacı taşımadan, sadece içindeki yoğun ruhsal gerilimi boşaltmak için vücuduna zarar vermesidir.
- Neden Yaparlar? Kişi o kadar yoğun bir duygusal acı, öfke veya "hissizlik/boşluk" (dissosiyasyon) yaşar ki, fiziksel acı yaratarak "gerçekliğe dönmeye" veya "ruhsal acıyı somutlaştırmaya" çalışır.
- Bu Bir İntihar Girişimi midir? Teknik olarak hayır. Ancak bu davranış, ileride intihar riskini artıran en büyük habercilerden biridir ve kesinlikle profesyonel tedavi gerektirir.
B. İntihar Düşüncesi (Suicidal İdeasyon)
Bu, kişinin ölümü bir çözüm olarak görmeye başladığı süreçtir. İki evrede incelenir:
- Pasif Düşünce: "Keşke sabah uyanmasam", "Keşke bir kaza olsa da ölsem" gibi plan içermeyen ama yaşam enerjisinin bittiği evre.
- Aktif Düşünce: Kişinin "Nasıl, nerede ve ne zaman?" sorularına cevap aramaya başladığı, plan yaptığı ve araçlara (ilaç, silah vb.) ulaşmaya çalıştığı evredir. Kırmızı alarm durumudur.
NEDENLER VE RİSK FAKTÖRLERİ
İnsan neden kendi varlığına son vermek ister? Bu sorunun tek bir cevabı yoktur; biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin karmaşık bir birleşimidir.
1. Biyolojik Faktörler (Beyin Kimyası)
- Serotonin Düşüklüğü: Mutluluk hormonu olarak bilinen serotoninin beyinde aşırı düşmesi, dürtü kontrolünü bozar ve umutsuzluğu tetikler.
- Genetik Yatkınlık: Aile öyküsünde intihar veya ağır depresyon olan bireylerde risk istatistiksel olarak daha yüksektir.
2. Psikiyatrik Hastalıklar
Yapılan araştırmalar, intihar girişimlerinin %90'ının altında tanı konmuş veya konmamış bir psikiyatrik bozukluk olduğunu göstermektedir:
- Majör Depresyon: En yaygın nedendir. Kişi "tünelin ucunda ışık olmadığına" inanır.
- Bipolar Bozukluk: Özellikle karma dönemlerde (enerjinin yüksek ama ruh halinin depresif olduğu anlar) risk çok yüksektir.
- Şizofreni: Emir veren sesler (işitsel halüsinasyonlar) hastayı kendine zarar vermeye yönlendirebilir.
- Borderline (Sınırda) Kişilik Bozukluğu: Dürtüsellik ve terk edilme korkusuyla ani zarar verme davranışları sık görülür.
UYARI İŞARETLERİNİ OKUMAK (ERKEN TESPİT)
İntihar veya kendine zarar verme düşüncesi olan kişiler, genellikle çevrelerine "yardım çığlığı" niteliğinde sinyaller verirler. Bu sinyalleri doğru okumak hayat kurtarır.
Sözel İpuçları (Ne Söylerler?)
- Doğrudan İfadeler: "Ölmek istiyorum", "Kendimi öldüreceğim."
- Dolaylı İfadeler: "Ben olmasam herkes daha mutlu olur", "Yakında artık acı çekmeyeceğim", "Benim için endişelenmenize gerek kalmayacak."
Davranışsal İpuçları (Ne Yaparlar?)
- Vedalaşma: Değerli eşyalarını dağıtma, vasiyet yazma veya arkadaşlarıyla sanki son kez görüşüyormuş gibi vedalaşma.
- İzolasyon: Odasına kapanma, sosyal çevreden tamamen kopma.
- Madde Kullanımı: Alkol veya uyuşturucu kullanımında ani artış.
- Riskli Davranışlar: Hızlı araba kullanma, tehlikeli sporlara yönelme.
- Duygudurumda Ani İyileşme: Burası çok kritiktir. Ağır depresyondaki bir kişi aniden çok huzurlu ve mutlu görünmeye başlarsa, bu "iyileşme" değil, "intihar kararını vermiş olmanın getirdiği rahatlama" olabilir. Dikkatli olunmalıdır.
YAKINLAR İÇİN MÜDAHALE VE İLETİŞİM REHBERİ
Bir yakınınızın intihar düşündüğünü fark ederseniz veya size bunu itiraf ederse ne yapmalısınız? İlk tepkiniz şok ve korku olabilir, ancak soğukkanlılığınız onun hayatta kalmasını sağlayacak en önemli güçtür.
Yapılması Gerekenler (Doğru İletişim)
- Açıkça Sorun: "Kendine zarar vermeyi düşünüyor musun?" veya "Aklından intihar geçiyor mu?" demekten korkmayın. Bu soruyu sormak kişinin aklına intiharı sokmaz; aksine konuşulabilir bir şey olduğunu göstererek yükünü hafifletir.
- Yargılamadan Dinleyin: "Hayat çok güzel, saçmalama" demek yerine; "Şu an ne kadar büyük bir acı çektiğini görüyorum ve senin yanındayım" deyin.
- Duygularını Doğrulayın: Onun hissettiği çaresizliği kabul edin. "Böyle hissetmen senin suçun değil, bu bir hastalık belirtisi" diyerek suçu kişiden alıp hastalığa yükleyin.
Asla Yapılmaması Gerekenler
- Dinibütünlük/Ahlak Dersi Vermek: "Bu günahtır", "Cehenneme gidersin" demek, kişideki suçluluk duygusunu artırarak riski yükseltir.
- Küçümsemek: "Bu mu derdin?", "Millet neler çekiyor" demek iletişimi tamamen koparır.
- Sır Saklamak: Eğer kişi "Sana söyleyeceğim ama kimseye deme" derse, bu sözü tutmayın. Birinin hayatı, sır tutmaktan daha değerlidir. Mutlaka bir uzmana veya aile büyüğüne haber verin.
ACİL DURUM EYLEM PLANI (KRİZ YÖNETİMİ)
Eğer karşınızdaki kişi o an kendine zarar verme riski taşıyorsa veya intihar girişimi başlamışsa, saniyeler önemlidir.
Adım 1: Güvenliği Sağlayın
Ortamda kesici, delici alet, ateşli silah veya çok sayıda ilaç varsa bunları hemen uzaklaştırın veya kişiyi o ortamdan çıkarın. Ancak bunu yaparken fiziksel çatışmaya girmemeye çalışın.
Adım 2: Asla Yalnız Bırakmayın
Kriz anındaki bir kişi saniyeler içinde karar değiştirebilir. Tuvalete gitmesine veya kapıyı kilitlemesine izin vermeyin. Yanında sessizce durmak bile caydırıcıdır.
Adım 3: Profesyonel Yardım Çağırın (112)
Kişiyi kendi aracınızla hastaneye götürmeye çalışmak riskli olabilir (yolda araçtan atlama vb.). En güvenli yol 112 Acil Servis ve Polis çağırmaktır. Sağlık ekipleri gelene kadar telefondaki yönlendirmeleri uygulayın.
Adım 4: Hastane ve Zorunlu Yatış
Kişi hastaneye gitmeyi reddetse bile, hayati risk söz konusu olduğunda (Bkz. önceki makalenizdeki TMK 432. Madde), hekim kararıyla ve kolluk kuvveti desteğiyle zorunlu yatış yapılır. Bu noktada vicdan azabı çekmeyin; onun hayatını kurtarıyorsunuz.
TEDAVİ VE İYİLEŞME SÜRECİ
İntihar düşünceleri ve kendine zarar verme davranışları, doğru tedavi ile tamamen ortadan kalkabilir. Bu kalıcı bir kişilik özelliği değil, geçici bir kriz durumudur.
1. İlaç Tedavisi (Farmakoterapi)
Psikiyatristin önereceği antidepresanlar, duygudurum dengeleyiciler veya antipsikotikler; beyindeki bozulmuş kimyasal dengeyi (Serotonin, Dopamin) düzelterek kişinin "dürtülerini" kontrol etmesini sağlar.
2. Psikoterapi Yöntemleri
- Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Kişinin "Ben değersizim" gibi otomatik olumsuz düşüncelerini fark edip değiştirmesini sağlar.
- Diyalektik Davranış Terapisi (DDT): Özellikle kendine zarar verme davranışı olan (Borderline gibi) hastalarda en etkili yöntemdir. Kişiye acıyla baş etme, duygu regülasyonu ve kriz anında yapılması gereken alternatif davranışlar öğretilir.
3. EKT (Elektrokonvülsif Tedavi)
İlaçlara yanıt vermeyen ve yüksek intihar riski taşıyan vakalarda, halk arasında "şok tedavisi" olarak bilinen EKT hayat kurtarıcıdır. Beyin aktivitesini resetleyerek intihar düşüncesini hızla ortadan kaldırabilir.
SIKÇA SORULAN SORULAR
Soru: İntihardan bahseden kişi gerçekten yapar mı? Cevap: Evet. "İntihardan bahseden yapmaz" inanışı bir mittir. İntihar eden kişilerin %80'i öncesinde çevresine açık veya kapalı mesajlar vermiştir. Her tehdit ciddiye alınmalıdır.
Soru: Kendine jilet atan biri intihar etmek mi istiyordur? Cevap: Genellikle hayır. Bu davranış (NSSI), çoğunlukla ölmek için değil, yaşanan yoğun ruhsal acıyı dindirmek veya hissizleşen bedeni hissetmek için yapılan yanlış bir baş etme mekanizmasıdır. Ancak kaza sonucu ölümlere yol açabilir.
Soru: Depresyon ilacı intihara sürükler mi? Cevap: Antidepresanların ilk 2 haftasında enerjiyi artırıp, karamsarlığı henüz düzeltmediği için intihar riskini artırdığına dair uyarılar vardır. Bu nedenle ilaç başlanan hastaların ilk 3 hafta çok sıkı (gerekirse hastanede) takip edilmesi gerekir.
Soru: İntihar düşüncesi tamamen geçer mi? Cevap: Evet. İntihar düşüncesi genellikle dönemseldir. Kriz anı atlatılıp, altta yatan depresyon veya travma tedavi edildiğinde, kişi yaşama sevincini tekrar kazanabilir ve geçmişteki düşüncelerine yabancılaşabilir.
Umut Her Zaman Vardır
Eğer bu satırları okuyan sizseniz ve kendinizi karanlıkta hissediyorsanız, lütfen şunu bilin: Hissettiğiniz acı gerçek, ama zihninizin size söylediği "çözüm" yalan. İntihar, geçici bir soruna kalıcı ve geri dönüşü olmayan bir çözüm bulma çabasıdır.
Şu anki hisleriniz, beyninizdeki kimyasal bir fırtınanın sonucudur ve fırtınalar sonsuza kadar sürmez. Lütfen kendinize bir şans daha verin. Bir uzmana başvurun, 112'yi arayın veya bir yakınınızla konuşun. Siz, sandığınızdan çok daha güçlüsünüz ve bu dünyada kapladığınız yer sandığınızdan çok daha değerli.