Aaron T. Beck (1921–2021), bilişsel terapinin kurucusu Amerikalı psikiyatristtir. Depresyondaki insanların zihninden geçen “otomatik düşüncelerin” duyguları belirlediğini gösterdi ve bu düşünceleri sınayarak değiştirmeye dayanan kısa süreli, yapılandırılmış bir terapi geliştirdi. Bugün bilişsel davranışçı terapi, etkinliği en çok araştırılmış psikoterapidir.
İçindekiler · 7 başlık

Aaron T. Beck kimdir?
Beck, 1921’de ABD’nin Rhode Island eyaletinde doğdu, tıp eğitiminin ardından psikiyatri ve psikanaliz eğitimi aldı ve meslek yaşamının büyük bölümünü Pensilvanya Üniversitesi’nde geçirdi. 2021’de yüz yaşında öldü. Altmış yılı aşan çalışmasıyla depresyon, kaygı ve intihar konusunda psikiyatrinin yönünü değiştiren isimlerden biri oldu.
Beck, çocukken geçirdiği ağır bir hastalığın ardından gelişen kan ve ameliyat korkusunu, korktuğu durumlarla adım adım yüzleşerek aştığını anlatırdı. Bu kişisel deneyimin, ileride geliştireceği yaklaşımın ilk tohumlarından biri olduğu düşünülür.
Bilişsel terapi nasıl doğdu?
Beck mesleğine psikanalist olarak başladı ve depresyonun içe dönük öfkeden kaynaklandığı görüşünü bilimsel olarak doğrulamak istedi. Ancak depresyondaki hastaların rüyalarında ve düşüncelerinde öfkeden çok kayıp, yenilgi ve reddedilme temalarının öne çıktığını buldu.[1] Veriler beklentisini doğrulamayınca kuramı değil, kendi görüşünü değiştirdi.
Hastalarının anlattıklarının yanında, zihinlerinden hızla geçen ve sorgulanmadan doğru kabul edilen kısa düşünceler fark etti: “Yine beceremedim”, “Beni sıkıcı buluyor.” Bunlara otomatik düşünceler adını verdi ve terapinin odağını bu düşüncelerin fark edilip sınanmasına çevirdi.[2]
Beck’in temel kavramları nelerdir?
Beck’in kuramına göre insanı zorlayan yalnızca olayların kendisi değil, o olaylara yüklediği anlamdır. Bu anlamlandırma üç katmanda incelenir: anlık otomatik düşünceler, bunların altında yatan kurallar ve en derinde kişinin kendisi, başkaları ve dünya hakkındaki temel inançları ya da şemaları. Terapi bu katmanlarda sırayla ilerler.
- Otomatik düşünceler: Bir olay karşısında kendiliğinden beliren, kısa ve çoğu zaman olumsuz yorumlar
- Bilişsel üçlü: Depresyonda kişinin kendine, dünyaya ve geleceğe olumsuz bakması
- Temel inançlar: “Yetersizim”, “Sevilmeye layık değilim” gibi çocukluktan gelen derin inançlar
- Bilişsel çarpıtmalar: Felaketleştirme, ya hep ya hiç düşüncesi, zihin okuma, aşırı genelleme, olumluyu yok sayma, kişiselleştirme
Bilişsel terapide bir düşünce nasıl sınanır?
Bilişsel terapide düşünceler bastırılmaz ya da zorla olumlu düşünceyle değiştirilmez; kanıtlarıyla sınanır. Terapist doğrudan karşı çıkmak yerine sorular sorar ve danışanın kendi cevabını bulmasına yardım eder; bu yönteme Sokratik sorgulama denir. Seanslarda ve seans aralarında en sık kullanılan araç, aşağıdaki gibi bir düşünce kaydıdır.[7]
| Durum | Otomatik düşünce | Kanıt ve karşı kanıt | Dengeli düşünce |
|---|---|---|---|
| Arkadaşım mesajıma gün boyu dönmedi | “Benden sıkıldı, artık beni istemiyor.” | Dün sesli mesaj atmıştı; bu hafta işleri yoğun | “Meşgul olabilir, akşam yine yazarım.” |
| Sunumda bir rakamı yanlış söyledim | “Rezil oldum, herkes beceriksiz olduğumu düşünüyor.” | Hemen düzelttim; sonra iki kişi sunumu beğendiğini söyledi | “Küçük bir hata yaptım, genel sunum iyiydi.” |
Düşünceyi yalnızca konuşmak yetmeyebilir; terapide bir inancı sınamak için gerçek yaşamda küçük “davranışsal deneyler” de yapılır. Kendi zihninizden geçen düşünceleri fark etmek için Aklımdan Neden Kötü Düşünceler Geçiyor Testi bir başlangıç olabilir; test tanı koymaz.
Bilişsel terapi neden bu kadar etkili oldu?
Beck, terapinin işe yarayıp yaramadığının ölçülmesi gerektiğine inanıyordu. Depresyonda bilişsel terapiyi ilaç tedavisiyle karşılaştıran ilk randomize çalışmalardan biri, bilişsel terapinin en az ilaç kadar etkili olabileceğini göstermiştir.[4] Yöntemin ayrıntılı bir kılavuz hâline getirilmesi, başka araştırmacıların da aynı tedaviyi sınamasını mümkün kıldı.[3]
Bugün bilişsel davranışçı terapi; depresyon, kaygı bozuklukları, panik, obsesif kompulsif bozukluk, travma sonrası stres, uykusuzluk ve yeme bozuklukları gibi birçok alanda yüzlerce meta-analizle desteklenmektedir.[5] İntihar girişiminde bulunmuş kişilere yönelik bilişsel terapinin yeni girişimleri azalttığı da randomize bir çalışmada gösterilmiştir.[6]
Beck’in yaklaşımı Freud’dan nasıl ayrılır?
Freud’un psikanalizi bilinçdışı çatışmalara, geçmişe ve uzun süreli bir sürece odaklanırken Beck’in bilişsel terapisi şimdiki düşüncelere, ölçülebilir hedeflere ve genellikle birkaç ay süren yapılandırılmış bir sürece odaklanır. Bilişsel terapide terapist ve danışan, düşünceleri birlikte sınayan iki araştırmacı gibi çalışır. Freud’un yaklaşımı için Freud yazımıza bakabilirsiniz.
Bu fark, iki yaklaşımdan birinin tamamen yanlış olduğu anlamına gelmez; çağdaş bilişsel terapi de kişinin çocukluk deneyimlerinden gelen şemalarla çalışır. Ancak Beck’in en kalıcı katkısı, psikoterapiyi sınanabilir ve öğretilebilir bir tedaviye dönüştürmesidir.
Sık Sorulan Sorular
Bilişsel terapi ile bilişsel davranışçı terapi aynı mı?
Beck’in geliştirdiği bilişsel terapi, zamanla davranışçı tekniklerle birleşerek bugün bilişsel davranışçı terapi olarak bilinen geniş bir yaklaşıma dönüştü. Günlük kullanımda iki ad çoğu zaman aynı anlamda kullanılır. Ayrıntılar için bilişsel davranışçı terapi yazımıza bakabilirsiniz.
Bilişsel terapi “olumlu düşünmek” mi demek?
Hayır. Amaç her şeye olumlu bakmak değil, gerçekçi ve dengeli düşünmektir. Bir düşünce kanıtlarla destekleniyorsa terapi onu yok saymaz; bu durumda sorunun nasıl çözüleceği üzerinde çalışılır.
Bilişsel terapiyi kendi başıma uygulayabilir miyim?
Düşünce kaydı gibi bazı teknikler kendi kendine yardım kitapları ve programlarıyla öğrenilebilir ve hafif belirtilerde yararlı olabilir. Orta ve ağır depresyon, panik bozukluk ya da takıntılar gibi durumlarda ise eğitimli bir terapistle çalışmak daha etkili ve güvenlidir.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavinin yerini tutmaz. Belirtileriniz için uygun tedaviyi bir ruh sağlığı uzmanıyla konuşabilirsiniz.

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?
1 yorumDüşüncenizi ya da deneyiminizi birkaç cümleyle paylaşabilirsiniz. Takma ad kullanabilirsiniz; telefon ya da adres yazmayın, yorumunuz herkese açık yayımlanır.
Okurların yorumları
Hande Sezer
Çocuklarda uyku bozukluklarinin akademik basari üzerindeki etkisini bu yazıda detaylı orgenndim.