F22 Tanı Kodu: Persistan deluzyonel bozukluklar
DSÖ ICD-10 İngilizce adı: Persistent delusional disorders
Hazırlayan: Psikiyatri Rehberi Editör Ekibi · Son güncelleme: 30 Eylül 2026 · Başka bir kod arayın
Kısaca
F22, kişinin gerçekle uyuşmayan ve kanıtlara rağmen değişmeyen bir inanca (sanrıya) uzun süre sahip olduğu, ancak şizofreni belirtilerinin bulunmadığı durumları gösterir.
F22 alt kodları ve anlamları
Kaydınızda noktadan sonra bir rakam varsa (ör. F22.0) aşağıdaki satırlardan anlamını bulabilirsiniz.
| Kod | Anlamı |
|---|---|
| F22.0 | Deluzyonel bozuklukDelusional disorderTek bir sanrının ya da birbiriyle ilişkili birkaç sanrının uzun süre (en az üç ay) sürdüğü, şizofreni belirtilerinin eşlik etmediği tablo; kıskançlık, zarar görme ya da bedensel sanrılar bu kapsamdadır. |
| F22.8 | Persistan deluzyonel bozukluklar, diğerOther persistent delusional disordersUzun süreli sanrılara kalıcı sesler duyma gibi belirtilerin de eşlik ettiği ama şizofreni ölçütlerini karşılamayan tablolar; sürekli şikâyet ve dava açma ile giden paranoya türü de bu kapsamdadır. |
| F22.9 | Persistan deluzyonel bozukluk, tanımlanmamışPersistent delusional disorder, unspecifiedKalıcı sanrılı bozukluk olduğu belirlenmiş, ancak türünün kayda geçirilmediği durum. |
F22 ne demek?
Sanrı (deluzyon, hezeyan), kişinin gerçekle uyuşmayan bir düşünceye, aksini gösteren kanıtlara rağmen sarsılmaz biçimde inanmasıdır. Sanrılı bozuklukta bu inanç çoğu zaman tek bir konu etrafında toplanır ve aylar, hatta yıllar boyunca sürer. Türkçe kayıtlarda “persistan deluzyonel bozukluk” olarak geçebilir; “persistan” kalıcı, “deluzyon” ise sanrı anlamına gelir.
Sanrıların konusu genellikle gündelik hayatta olabilecek şeylerdir: eşinin kendisini aldattığına, komşularının ona karşı birleştiğine, birinin kendisine gizlice âşık olduğuna, bedeninde bir hastalık ya da kusur bulunduğuna ya da haksızlığa uğradığına inanmak gibi. Bu yüzden çevre, durumu uzun süre “huy” ya da “inatçılık” olarak görebilir. Kişi sanrı konusunun dışında oldukça düzenli düşünebilir, işini sürdürebilir ve olağan görünebilir.
Sanrılar kişinin ilişkilerini ciddi biçimde etkileyebilir: sürekli sorgulama, takip etme, şikâyet dilekçeleri, taşınma ya da yakınlarıyla bağları koparma görülebilir. Kişi çoğu zaman bir sorunu olduğunu düşünmediği için yardım istemez; başvuru genellikle ailenin ısrarıyla olur.
Tedavide kişiyle inancı üzerine tartışmak yerine güven ilişkisi kurmak önemlidir. Psikiyatrist tarafından planlanan ilaç tedavisi ve destekleyici psikoterapi, sanrının kişinin hayatı üzerindeki etkisini azaltmayı hedefler. Tedaviye uyum sağlandığında belirgin rahatlama görülebilir.
Sık görülen belirtiler
- Aksi kanıtlansa da değişmeyen, tek konuda yoğunlaşan inanç
- Eşinin aldattığına dair sarsılmaz kıskançlık
- Komşuların ya da iş arkadaşlarının kendisine karşı birleştiğini düşünme
- Bedeninde bir hastalık ya da kusur olduğuna kesin inanma
- Sürekli şikâyet, dava ya da takip etme davranışları
- Bu konu dışında görece düzenli düşünce ve davranış
Bu belirtilerden bazılarını yaşamak tek başına bu tanının konduğu anlamına gelmez; değerlendirmeyi bir uzman yapar.
İlgili içerikler
Hangi uzmana başvurmalı?
Bu gruptaki durumların değerlendirmesini ve tedavi planını genellikle bir psikiyatri uzmanı (psikiyatrist) yapar. Gerekirse konuşma terapisi için bir psikologla birlikte çalışılabilir.
Size uygun uzmanı birkaç soruyla bulun Hangi uzmana gitmeliyim?
Sık sorulan sorular
F22 ile şizofreni arasındaki fark nedir?
Sanrılı bozuklukta belirti çoğunlukla bir ya da birkaç sanrıyla sınırlıdır; belirgin sesler duyma, dağınık düşünce ya da negatif belirtiler görülmez. Şizofrenide ise belirtiler daha yaygındır ve günlük işlevselliği daha geniş ölçüde etkiler.
Hastalıklı kıskançlık F22 ile kodlanır mı?
Kıskançlık, eşin aldattığına dair kanıtlara rağmen değişmeyen bir sanrı düzeyine ulaştıysa ve başka bir hastalıkla açıklanmıyorsa F22.0 kapsamında değerlendirilebilir. Alkol kullanımıyla ilişkili kıskançlık sanrıları ise F10.5 ile kodlanır.
Sanrılı bozukluğu olan yakınıma nasıl yaklaşmalıyım?
Onun inancıyla tartışmak ya da alay etmek genellikle kişiyi daha çok savunmaya iter. Duygularını dinlemek, yaşadığı sıkıntıyı kabul etmek ve bir uzmanla görüşmesi için sakin bir dille destek olmak daha yararlıdır.
