Öz Güven ve Kişisel Gelişim Hakkında Sık Sorulan Sorular

Öz güven, sosyal kaygı, motivasyon ve kendini tanıma. Bu başlıkta 11 soru yanıtlandı.

Kendimi hiçbir konuda yeterli hissetmiyorum, öz güvenimi nasıl artırırım?

Öz güven, kendinize güzel şeyler söyleyerek değil, kanıt biriktirerek artar. "Ben harikayım" telkinleri, inanmadığınız sürece genellikle işe yaramaz, hatta ters teper.

Yetersizlik hissini besleyen birkaç kalıp var. Başarıları dışsallaştırmak: iyi bir şey olduğunda "şans" demek, kötü bir şey olduğunda kendinizi suçlamak. Karşılaştırma: başkalarının en iyi hâliyle kendi en zor gününüzü kıyaslamak. Ya hep ya hiç düşüncesi: mükemmel olmayanı başarısızlık saymak.

Yanıtın tamamını oku
Sevdiğim bir şeyi yaparken bile suçluluk hissediyorum, neden?

Bu his genellikle tek bir inançtan doğar: dinlenmeyi ve keyfi hak etmek için önce yeterince üretmiş olmak gerekir.

Çoğu zaman erken öğrenilir. Sevginin ve onayın başarıya bağlı verildiği bir ortamda büyüyen kişi, kendi değerini üretkenliğiyle ölçmeye başlar. Boş zaman, o hesapta bir kayıp gibi görünür.

Yanıtın tamamını oku
Kendimi sürekli başkalarıyla kıyaslıyorum, nasıl bırakırım?

Kıyaslama insan zihninin doğal bir işleyişi; kendimizi bir yere konumlandırmak için başkalarına bakarız. Sorun, kıyaslamanın tek yönlü ve sürekli hâle gelmesidir.

İki tuzak var. Birincisi yukarı kıyaslama: hep sizden ileride görünenlere bakmak. İkincisi eksik veri: karşınızdakinin yalnızca gösterdiği kısmını, kendi bildiğiniz her şeyle karşılaştırmak. Bu karşılaştırma baştan adaletsizdir.

Yanıtın tamamını oku
Yaşım ilerledi, bu yaştan sonra terapi işe yarar mı?

Evet, yarar. Değişim kapasitesinin belirli bir yaşta bittiği fikri doğru değil. Beyin yaşam boyu yeni bağlantılar kurabiliyor ve ileri yaşta yapılan çalışmalarda da belirgin iyileşmeler görülüyor.

İleri yaşta gelen kişilerin bazı avantajları bile var: yaşam deneyimi, kendini daha iyi tanıma, kalan zamanı nasıl kullanmak istediğine dair netlik.

Yanıtın tamamını oku
Sürekli erteliyorum, kendimi tembel hissediyorum, çözümü ne?

Erteleme genellikle tembellikle ilgili değildir. Çoğu zaman bir duygudan kaçınmadır: sıkılmak, başarısız olma korkusu, işin belirsizliği ya da bunaltıcı büyüklüğü.

Bunu anlamak çözümü değiştirir. Kendinizi disiplinsizlikle suçlamak suçluluk yaratır, suçluluk enerjinizi düşürür ve erteleme artar.

Yanıtın tamamını oku
Mükemmeliyetçiliğim yüzünden hiçbir işi bitiremiyorum?

Mükemmeliyetçilik çoğu zaman yüksek standart gibi görünür, ama işlevi genellikle farklıdır: hata yapıp değersizleşmekten korunma.

Bu yüzden iki yönde sorun yaratır. Ya işe hiç başlanmaz, çünkü mükemmel yapamama ihtimali kaygı verir; ya da iş bitmez, çünkü hiçbir sonuç yeterince iyi görünmez. Sonuçta ortaya çıkan şey erteleme ve tükenmişliktir.

Yanıtın tamamını oku
Yalnız yaşıyorum ve çok yalnız hissediyorum, ne yapabilirim?

Yalnız yaşamakla yalnız hissetmek aynı şey değil. Kalabalık bir evde de yalnız hissedilebilir. Yalnızlık, var olan ilişkilerle ihtiyaç duyduğunuz yakınlık arasındaki farktan doğar.

Uzun süren yalnızlık sadece moral bozmaz; uyku kalitesini, bağışıklığı ve kalp sağlığını da etkilediği gösterilmiştir. Yani ciddiye alınması gereken bir durumdur.

Yanıtın tamamını oku
Emekli oldum ve kendimi işe yaramaz hissediyorum, ne yapmalıyım?

Emeklilik bir kazanç olduğu kadar bir kayıptır. Çalışma yaşamı sadece gelir sağlamaz; günlük düzen, sosyal çevre, bir rol ve kendini yararlı hissetme duygusu verir. Bunlar bir anda gidince boşluk hissi olması son derece anlaşılırdır.

En çok zorlanan kişiler genellikle kimliğini büyük ölçüde işiyle kurmuş olanlardır. "Ben kimim" sorusu bu dönemde yeniden açılır ve bu soru ürkütücü olduğu kadar değerlidir.

Yanıtın tamamını oku
Öfkemi kontrol edemiyorum, sonra çok pişman oluyorum, çözümü var mı?

Öfke kendi başına kötü bir duygu değil; bir sınırın çiğnendiğini haber verir. Sorun, duygunun ifade biçimidir.

Patlamalar genellikle aniden gelmez. Öncesinde bedensel işaretler vardır: çene sıkılması, kalp hızlanması, yüzün ısınması, sesin yükselmesi. Bu işaretleri tanımayı öğrenmek en kritik adımdır, çünkü müdahale ancak erken mümkündür.

Yanıtın tamamını oku
Sosyal medyayı bıraktığımda daha mı iyi hissederim?

Araştırmalar karışık sonuçlar veriyor, çünkü belirleyici olan süre değil kullanım biçimi. Pasif kaydırma, yani başkalarının hayatını izlemek, ruh hâlini düşürüyor. Etkin kullanım, yani gerçekten tanıdığınız kişilerle iletişim kurmak, genellikle olumsuz etki yaratmıyor.

Asıl zarar veren mekanizma karşılaştırma. Karşınızdakinin özenle seçilmiş en iyi anıyla, kendi sıradan gününüzü kıyaslıyorsunuz. Bu kıyas sürekli tekrarlandığında yetersizlik hissi birikiyor.

Yanıtın tamamını oku
Hayır demeyi beceremiyorum, herkesi memnun etmeye çalışıyorum, nasıl değiştiririm?

Bu kalıbın kökeni genellikle şu inançtır: sevilmek için işe yarar olmam gerekiyor. Çoğu zaman çocuklukta, onayın koşullu verildiği bir ortamda öğrenilir. Reddedince değer kaybedeceğinizi hissedersiniz, bu yüzden kabul etmek daha güvenli gelir.

Bedeli ağırdır: yükün altında kalırsınız, kendinize zaman kalmaz, biriken kızgınlık ilişkilerde patlar ya da bedensel belirtilere dönüşür.

Yanıtın tamamını oku

Buradaki yanıtlar genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişiye özel muayene, tanı ya da tedavinin yerini tutmaz.