Depresyon Hakkında Sık Sorulan Sorular
Çökkünlük, isteksizlik, umutsuzluk ve tedavi süreci hakkında sorular. Bu başlıkta 39 soru yanıtlandı.
Doğum yaptım, sürekli ağlıyorum, bebeğime yaklaşamıyorum, normal mi?
Yaşadığınız şey sık görülüyor ve sizin suçunuz değil. Ancak "normal mi" sorusunun cevabı, belirtilerin ne kadar sürdüğüne ve ne kadar ağır olduğuna bağlı. İki farklı tabloyu ayırmak gerekiyor.
Birincisi doğum sonrası hüzün. Doğumdan sonraki ilk günlerde çok yaygındır; annelerin büyük bölümünde görülür. Ağlamaklılık, ani duygu değişimleri, huzursuzluk, uykusuzluk ve aşırı duyarlılık vardır. Genellikle doğumdan sonraki ikinci ile beşinci gün arasında tepe yapar ve iki hafta içinde kendiliğinden geçer. Tedavi gerektirmez; dinlenme, destek ve anlayış yeterlidir.
Yanıtın tamamını oku
İntihar düşüncelerim var, ne yapmalıyım?
Bunu yazdığınız için önce şunu söyleyelim: yardım aramak doğru olanı yapmaktır ve bu düşünceler yardımla geçer. Şu anda kendinize zarar verme tehlikesi hissediyorsanız, yalnız kalmayın ve hemen 112'yi arayın ya da en yakın acil servise gidin. Yanınızda biri varsa ona durumu söyleyin ve sizi yalnız bırakmamasını isteyin.
İntihar düşüncesi bir karakter zayıflığı ya da ayıp değildir. Çoğu zaman depresyon, ağır kaygı, travma sonrası zorlanma, madde kullanımı ya da dayanılmaz hâle gelmiş bir yaşam koşulunun getirdiği bir belirtidir. Belirti demek, tedavi edilebilir demektir. Bu düşünceler, kişinin ölmek istemesinden çok acının bitmesini istemesiyle ilgilidir; acı azaldığında düşünceler de geri çeker.
Yanıtın tamamını oku
Depresyonda mıyım yoksa sadece mutsuz muyum, nasıl ayırt ederim?
İkisini ayıran şey duygunun şiddeti değil, süresi, yaygınlığı ve hayatınızı ne kadar durdurduğudur. Mutsuzluk insan olmanın olağan bir parçasıdır; bir olayla gelir, o olayla ilgilidir ve zamanla hafifler. Depresyon ise bir olaya bağlı olsun olmasın yerleşir, her alana yayılır ve işleyişinizi bozar.
Eşlik eden belirtilere bakın. Depresyonda şunlar sık görülür: uykunun bozulması (uyuyamamak ya da aşırı uyumak), iştahın belirgin biçimde artması veya azalması ve kilo değişimi, sürekli yorgunluk, dikkat ve karar verme güçlüğü, kendini suçlu ya da değersiz hissetme, hareketlerde ve konuşmada yavaşlama veya tersine huzursuzluk, ölüm ve kendine zarar verme düşünceleri. Bu belirtilerden beş ya da daha fazlasının iki haftadır sürüyor olması, klinik değerlendirme gerektiren bir tabloya işaret eder.
Yanıtın tamamını oku
Başarılı olduğum hâlde neden kötü hissediyorum?
Önce şunu söyleyelim: beş yıl önce en zor yerden başlayıp korkularınızın üzerine yürümüşsünüz ve bugün buradasınız. Bu küçük bir şey değil. Başarıya rağmen kötü hissetmek sanıldığından sık görülür ve nankörlük değildir. Yıllarca ayakta kalmaya odaklanan zihin, hedefe varınca hem biriken yorgunluğu hem de o dönemde bastırdığı duyguları hissetmeye başlayabilir. Ayrıca o günkü ölüm isteğinin altındaki sıkıntı, dışarıdaki başarıyla kendiliğinden geçmemiş olabilir. Bunu bir uzmanla konuşmak gerçekten işe yarar.
Benzer bir okur sorusuna verdiğimiz cevap: hayatımda her şey yolunda ama mutlu değilim, neden? Hiçbir şeyden zevk alamama hâli için anhedoni yazımıza bakabilirsiniz.
Yanıtın tamamını oku
112'yi arayınca ne söylemeliyim?
Çok yerinde bir soru. 112'yi aradığınızda size kimse "e o zaman verme" demez. Karşınızdaki kişinin görevi sizi yargılamak değil, sizi güvende tutmak ve size tıbbi yardım ulaştırmaktır. Uzun bir açıklama yapmanız da gerekmez. "Kendime zarar vermeyi düşünüyorum, kendimi güvende hissetmiyorum, yardıma ihtiyacım var" demeniz yeterlidir. Gerisini sorularıyla onlar yönlendirir.
Telefon açıldığında aklınıza bir şey gelmeyebilir. Şu cümleler yeterlidir:
Yanıtın tamamını oku
Ölüm düşünceleri ve veda mektubu yazmak normal mi?
Bunları yazmanız çok değerli ve plan yapmadığınızı söylemenizi ciddiye alıyoruz. Yine de sık gelen ölüm düşünceleri, uykuyu bozacak kadar süren bir "ölüyormuşum" hissi ve veda mektubu yazma ihtiyacı kendi kendine geçmesini bekleyeceğiniz bir durum değil. Bu bir zayıflık ya da utanılacak bir şey de değil; zihninizin yükünün ağırlaştığını ve desteği hak ettiğinizi gösteren bir işaret. Bu düşünceleri birkaç gün içinde bir psikiyatriste anlatmanız en doğru adım olur.
Kesin bir şey söylemek için sizi dinlemek gerekir; ama bu tür yakınmaların sık görülen nedenleri bellidir:
Yanıtın tamamını oku
Ağlama krizi neden olur, kendimi durduramadan ağlıyorum ne yapmalıyım?
Ağlama krizleri çoğu zaman uzun süre biriken duyguların bir anda dışarı çıkmasıyla ortaya çıkar. Yoğun stres, yas, kaygı ya da depresyon bu krizleri tetikleyebilir. Kriz anında kendinizi durdurmaya çalışmak yerine güvenli bir yerde oturup nefesinizi yavaşlatmaya odaklanın. Nefes verişi uzun tutmak hıçkırıkları azaltır. Krizden sonra ne hissettiğinizi yazmak, tetikleyicileri fark etmenizi sağlar. Krizler sık tekrarlıyorsa bir psikiyatrist ya da psikologla görüşün. Kendinize zarar verme düşünceleri olursa hemen 112'yi arayın.
Yanıtın tamamını oku
Ağlamanın zararları var mı, çok ağlamak sağlığa zarar verir mi?
Ağlamak zararlı değildir. Çoğu zaman duyguların ifade edilmesine ve rahatlamaya yardımcı olur. Ağladıktan sonra baş ağrısı ve göz şişliği gibi geçici bedensel etkiler görülebilir. Asıl dikkat edilmesi gereken ağlamanın kendisi değil, neden bu kadar sık ağladığınızdır. Neredeyse her gün ağlamak, altta yoğun bir stres, yas ya da depresyon olabileceğini gösterir. Bu durum iki haftadan uzun sürüyorsa bir psikiyatrist ya da psikologla görüşmenizi öneririm.
Yanıtın tamamını oku
Aşırı duygusallık nasıl geçer, her şeye ağlıyorum ne yapmalıyım?
Duygusal olmak bir kusur değil, birçok kişide mizacın bir parçasıdır. Ancak son dönemde artması stres, yorgunluk ya da altta yatan kaygı veya depresyonla ilişkili olabilir. Duyguları bastırmak yerine fark edip adlandırmak, zor anlarda birkaç derin nefes almak ve kısa bir mola vermek kontrol hissini artırır. Eleştiriyle karşılaştığınızda hazırlıklı olmak için bunu önceden çalışmak da işe yarar. Duygusal dalgalanmalar hayatınızı zorluyorsa bir psikologla duygu düzenleme becerileri üzerine çalışabilirsiniz.
Yanıtın tamamını oku
Sürekli ağlama isteği neden olur, durduk yere ağlamak depresyon belirtisi mi?
Sürekli ağlama isteği yoğun stres, yorgunluk, yas, hormonal değişiklikler ya da depresyon gibi birçok nedenle ortaya çıkabilir. Tek başına bir hastalık işareti değildir. Ancak iki haftadan uzun süren mutsuzluk, isteksizlik, uyku ve iştah değişiklikleri de eşlik ediyorsa depresyon akla gelmelidir. Duygularınızı yazmak, güvendiğiniz biriyle konuşmak ve kendinize dinlenme alanı açmak iyi gelebilir. Bu durum günlük hayatınızı etkiliyorsa bir psikiyatrist ya da psikologla görüşmenizi öneririm.
Yanıtın tamamını oku
Hayatın anlamını sorguluyorum, hiçbir şeyin önemi yokmuş gibi geliyor
Hayatın anlamını sorgulamak, özellikle gençlik yıllarında çok insani ve değerli bir arayış. Ancak bu sorulara eskiden sevdiğin şeylerin boş gelmesi ve isteksizlik eşlik ediyorsa, bu durum depresyonun bir parçası da olabilir. Düşüncelerini yazmak, anlam üzerine kitaplar okumak ya da güvendiğin biriyle konuşmak iyi gelebilir. Bu boşluk hissi haftalardır sürüyorsa bir psikolog ya da psikiyatristle görüşmeni öneririm. Ölüm düşüncelerin olursa hemen 112'yi ara.
Yanıtın tamamını oku
Tüp bebek denemeleri olumsuz bitti, ruhen çok yıprandım
Tüp bebek süreci hem bedensel hem duygusal olarak çok yıpratıcıdır ve yaşadığınız umut ile hayal kırıklığı döngüsü çok anlaşılır. Arkadaşlarınızın haberlerine karışık duygular beslemeniz sizi kötü biri yapmaz. Eşinizle bu süreci nasıl yaşadığınızı açıkça konuşmanız ve denemeler arasında kendinize nefes alacak alan tanımanız önemli. Birçok tüp bebek merkezinde psikolojik destek imkânı da var. Bir psikolog ya da psikiyatristle çalışmak bu yükü taşımayı kolaylaştırır.
Yanıtın tamamını oku
En yakın arkadaşım çok depresif, ona nasıl yardım ederim?
Arkadaşınızı önemsemeniz ona verebileceğiniz en kıymetli şeylerden biri. Depresyondaki biri için çözüm önerileri değil, yargılanmadan dinlenmek daha iyi gelir. İptal etse de davet etmeye devam etmek ve küçük, kolay buluşmalar önermek bağın kopmamasını sağlar. Bir uzmana gitmesini önerebilir, isterse randevu almasına yardım edebilirsiniz. "Hiçbir şeyin anlamı yok" sözleri ölüm düşüncelerine dönüşürse bunu açıkça sorun, tehlike varsa hemen 112'yi arayın.
Yanıtın tamamını oku
Annem işitme kaybından sonra insanlardan uzaklaştı
Evet, işitme kaybı yaşlılarda yalnızlığa, içe kapanmaya ve depresyona yol açabilen önemli bir etkendir. Konuşmaları takip edememek insanı yorar ve sosyal ortamlardan uzaklaştırır. İlk adım bir kulak burun boğaz uzmanına başvurup işitme cihazı gibi seçenekleri değerlendirmek olmalı. Evde onunla yüzünüzü görebileceği şekilde, yavaş ve net konuşmak ve sofrada onu sohbete katmak çok fark yaratır. İçe kapanma sürerse bir geriatrik psikiyatri değerlendirmesi de faydalı olur.
Yanıtın tamamını oku
Babam Parkinson hastası, son zamanlarda çok içine kapandı
Parkinson hastalığında depresyon ve isteksizlik çok sık görülür. Bu durum hem hastalığın beyindeki etkileriyle hem de yaşanan kayıplarla ilişkili olabilir. Önemli olan, bunun da tedavi edilebilen bir durum olması. "Hastalığın doğası" diye kabullenmek zorunda değilsiniz. Nöroloğuyla birlikte bir psikiyatristin değerlendirmesi babanızın yaşam kalitesini belirgin şekilde artırabilir. Bu arada kısa yürüyüşler ve sevdiği küçük etkinlikler de iyi gelir.
Yanıtın tamamını oku
Fibromiyalji tanısı aldım, ağrıyla birlikte moralim de çok bozuldu
Ağrınız gerçek ve "psikolojik" denmesi onu hayali yapmaz. Kronik ağrı ile depresyon çoğu zaman birbirini besler: Ağrı moralinizi bozar, düşük moral de ağrıyı daha yoğun hissettirir. Evet, bir psikiyatrist bu döngüyü kırmanıza yardım edebilir, bazı tedaviler hem duygudurumu hem ağrıyı olumlu etkileyebilir. Romatoloji takibinizle birlikte psikiyatri desteği, düzenli hafif egzersiz ve uyku düzeni fibromiyaljide yaşam kalitesini belirgin şekilde artırır.
Yanıtın tamamını oku
Parkinson tanısı aldım, moralim çok bozuk
Parkinson tanısı almak hayatı derinden etkileyen bir haber ve yaşadığınız kaygı, utanç ve geleceğe dair korku çok anlaşılır. Parkinson'da depresyon ve kaygı da sık görülür ve bunlar tedavi edilebilir. Evet, psikolojik destek hem duygularınızla baş etmenizi hem de yaşam kalitenizi korumanızı kolaylaştırır. Nöroloğunuzla birlikte bir psikiyatristin değerlendirmesi faydalı olur. Parkinson hastaları ve yakınları için kurulan destek grupları da yalnız olmadığınızı hissettirecektir.
Yanıtın tamamını oku
Annem kanser tedavisi görüyor, ben de çökmüş durumdayım
Kesinlikle evet. Hasta yakınları da hastalık sürecinde ciddi bir duygusal yük taşır ve bu yük çoğu zaman görmezden gelinir. Annenize güçlü görünmeye çalışmanız çok anlaşılır, ama duygularınızı bir yerde paylaşabilmeniz de gerekiyor. Görevleri diğer aile üyeleriyle bölüşmek ve kendinize küçük nefes alanları açmak önemli. Birçok onkoloji merkezinde hastalara ve yakınlarına psikolojik destek veriliyor, sorabilirsiniz. Bir psikolog ya da psikiyatristle görüşmek bu süreçte size iyi gelecektir.
Yanıtın tamamını oku
Bebeğimiz doğduktan sonra ben de kendimi kötü hissediyorum, babalarda doğum sonrası depresyon olur mu?
Evet, babalar da doğum sonrası depresyon yaşayabilir ve bu düşündüğünüzden daha yaygındır. Babalarda bu durum çoğu zaman üzüntüden çok gerginlik, öfke, işe kaçma ve eve gelmek istememe şeklinde görülür. Uykusuzluk, yeni sorumluluklar ve ilişkideki değişiklikler bu yükü artırır. Bunu eşinizle paylaşmak aranızdaki yakınlığı da güçlendirebilir. Bir psikiyatristle görüşmenizi öneririm. Bu tedavi edilebilir bir durum ve siz de desteği hak ediyorsunuz.
Yanıtın tamamını oku
Doğumdan sonra sürekli ağlıyorum, lohusa depresyonu mu yaşıyorum?
Anlattıklarınız lohusa depresyonuyla uyumlu olabilir ve bu tedavi edilebilir bir durum. İki haftayı aşan ve giderek ağırlaşan belirtilerde "geçer" diye beklemek doğru değil. Emzirme döneminde kullanılabilecek tedavi seçenekleri var ve hangisinin uygun olduğuna bir psikiyatrist sizinle birlikte karar verir. Bu süreçte bebek bakımı için yakınlarınızdan destek istemekten çekinmeyin. Kendinize ya da bebeğinize zarar verme düşünceleri olursa hemen 112'yi arayın.
Yanıtın tamamını oku
Hayatımda her şey yolunda ama mutlu değilim, neden?
Dışarıdan her şey yolunda görünürken içte boşluk hissetmek düşündüğünüzden çok daha yaygındır ve şikâyet etmeye hakkınız var. Mutluluk sahip olduklarınızla ölçülmez. Bu boşluk bazen bir anlam arayışıyla, bazen de fark edilmemiş bir depresyonla ilişkili olabilir. Kendinize zaman ayırmak, sizi besleyen ilişkiler ve uğraşlar bulmak yardımcı olabilir. Bu his uzun süredir devam ediyorsa bir psikiyatristle ya da psikologla konuşmanızı öneririm.
Yanıtın tamamını oku
Doğumdan sonra bebeğime bağ hissedemiyorum, bu normal mi?
Bunu yazmanız büyük cesaret. Bu duygu sanıldığından çok daha fazla annede görülüyor. Bebeğe hemen yoğun bir sevgi hissetmemek sizi kötü bir anne yapmaz. Çoğu zaman yorgunlukla, hormonlarla ya da doğum sonrası depresyonla ilişkilidir. Bağ zamanla, birlikte geçirilen anlarla güçlenir. Yine de mutsuzluk, isteksizlik ya da kaygı da eşlik ediyorsa bir psikiyatriste görünün. Kendinize ya da bebeğinize zarar verme düşüncesi olursa hemen 112'yi arayın.
Yanıtın tamamını oku
Yaşlılıkta depresyon nasıl anlaşılır, sadece huysuzluk mu?
Yaşlılarda depresyon her zaman üzüntüyle değil, sıklıkla huysuzluk, her şeyden memnuniyetsizlik ve sevilen şeylerden çekilme olarak görülür. Bu yüzden "yaşlandı" diye geçiştirilmesi çok yaygındır. Babanızın kahvehaneye bile gitmemesi önemli bir değişiklik. Onu suçlamadan "Seni son zamanlarda keyifsiz görüyorum" diyerek yaklaşabilirsiniz. Bir geriatrik psikiyatri değerlendirmesi öneririm. Yaşlılıkta depresyon da tedaviye iyi yanıt verir.
Yanıtın tamamını oku
Ağlayamıyorum, hiçbir şey hissetmiyorum, neden?
Duyguların bir camın arkasında kalmış gibi hissedilmesi yoğun stres, yas, depresyon ya da geçmişte yaşanan zorluklardan sonra görülebilir. Bu soğuk biri olduğunuz anlamına gelmez, çoğu zaman zihin kendini korumaya çalışır. Eşinizin sözlerinin sizi bu kadar yaralaması da aslında duygularınızın orada olduğunu gösteriyor. Bir psikiyatristle ya da psikologla çalışmak bu duygulara yeniden ulaşmanıza yardımcı olabilir.
Yanıtın tamamını oku
Hiçbir şey yapmak istemiyorum, sadece uyumak istiyorum, neden?
Birkaç aydır süren isteksizlik, aşırı uyku, yorgunluk ve sevdiğin şeylerden keyif alamamak depresyonu düşündürebilir. Bu tembellik değil, çünkü depresyon insanın enerjisini ve motivasyonunu gerçekten azaltır. Her gün kısa bir yürüyüş gibi küçük bir şey yapmak bile fark yaratabilir. Hissettiklerini annene bu şekilde anlatmayı deneyebilirsin. Bir psikiyatristle ya da psikologla görüşmek hem nedenini anlamana hem toparlanmana yardımcı olur.
Yanıtın tamamını oku
Eşim hiçbir şey yapmak istemiyor, sürekli yatıyor, depresyonda mı?
Üç aydır süren yorgunluk, isteksizlik ve sevdiği şeylerden uzaklaşma depresyonu düşündürüyor. Bunu tembellik sanmanız çok doğal, çünkü depresyon dışarıdan çoğu zaman böyle görünür. Kendinizi suçlamak yerine "Son zamanlarda seni yorgun görüyorum, yanındayım" diyerek yaklaşabilirsiniz. Onu zorlamadan küçük ortak etkinlikler önermek de işe yarar. Bir psikiyatriste birlikte gitmeyi teklif etmeniz ilk adımı kolaylaştırır.
Yanıtın tamamını oku
İşimi kaybettikten sonra hiçbir şeyden zevk almıyorum, bu depresyon mu?
Yirmi yıllık bir işi kaybetmek ciddi bir kayıptır ve sonrasında üzüntü yaşamak doğaldır. Ancak altı aydır süren isteksizlik, keyif alamama ve ailenize karşı ilgisizlik depresyonu düşündürüyor. Bu sizin zayıflığınız değil, tedavi edilebilir bir durum. Gün içinde küçük bir rutin oluşturmak, kısa yürüyüşler yapmak ve yakınlarınızla konuşmak ilk adımlar olabilir. Bir psikiyatristle görüşmek bu dönemden daha hızlı çıkmanıza yardım eder.
Yanıtın tamamını oku
Kardeşim ölmek istediğini söylüyor, ne yapmalıyım?
Kardeşinizin söyledikleri çok ciddiye alınması gereken bir yardım çağrısı ve bunu sır olarak tutmamalısınız. Onu yalnız bırakmayın. İlaç ya da kesici alet gibi zarar verebileceği şeyleri ortadan kaldırın. Sakin bir şekilde "Seni kaybetmek istemiyorum, birlikte yardım alalım" diyebilirsiniz. Bir plandan söz ediyorsa ya da hemen tehlikedeyse 112'yi arayın. Bugün içinde bir psikiyatristle görüşmesini sağlamaya çalışın.
Yanıtın tamamını oku
Antidepresan işe yaramazsa ne yapılır?
Antidepresan işe yaramıyor gibi görünüyorsa önce yeterli süre ve dozda kullanılıp kullanılmadığına bakılır; çoğu antidepresanın etkisi dört ile sekiz haftada belirginleşir. Yanıt yetersizse psikiyatrist dozu ayarlayabilir, başka bir ilaca geçebilir, destekleyici bir ilaç ya da psikoterapi ekleyebilir. İlacı kendi kendinize bırakmamalısınız.
Evet. Depresyon tedavisinde adım adım ilerleyen büyük bir araştırmada, kişilerin önemli bir bölümünün ilk antidepresanla tam iyileşmediği, ancak sonraki adımlarla düzelme oranının arttığı gösterilmiştir. Yani ilk ilacın yetersiz kalması, depresyonun tedavi edilemeyeceği anlamına gelmez.
Yanıtın tamamını oku
Depresyonda psikolog mu yoksa psikiyatrist mi gitmeliyim?
Depresyonda hangi uzmana gideceğiniz belirtilerin şiddetine bağlıdır. Hafif depresyonda doğrudan bir psikologla terapiye başlayabilirsiniz. Orta ya da ağır depresyonda, günlük işler aksıyorsa, uyku ve iştah belirgin bozulduysa ya da umutsuzluk ve ölüm düşünceleri varsa önce psikiyatriste gitmek daha doğrudur; çoğu zaman ikisinin birlikte çalışması sonucu güçlendirir.
Depresyon tanısı için belirtilerin en az iki hafta sürmesi ve günlük işlevi etkilemesi aranır.
Yanıtın tamamını okuBuradaki yanıtlar genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişiye özel muayene, tanı ya da tedavinin yerini tutmaz.
