Bulimiya nervoza, dışarıdan bakıldığında çoğu zaman görünmeyen bir hastalıktır: kişinin kilosu normaldir, sofrada herkes gibi yer ve sorun kapalı kapılar ardında yaşanır. Gizli tıkınma nöbetleri, ardından gelen kusma ya da laksatif ve derin bir utanç döngüsü yıllarca sürebilir. Bu yazıda bulimiyanın ne olduğunu, belirtilerini, bedene verdiği zararı ve etkili tedavi yollarını sade bir dille anlatıyoruz.
İÇİNDEKİLER

Bulimiya Nervoza Nedir?
Bulimiya nervoza, tekrarlayan tıkınma nöbetleri ile bunları izleyen telafi davranışlarının birlikte görüldüğü bir yeme bozukluğudur. Tıkınma nöbetinde kişi kısa sürede, olağandan çok fazla besini kontrol kaybı duygusuyla tüketir. Ardından kilo almamak için kusar, laksatif kullanır, aç kalır ya da aşırı egzersiz yapar. Tanı için döngünün üç ay boyunca haftada en az bir kez tekrarlanması gerekir.
Tanının ikinci koşulu, öz değerin kilo ve beden biçimine aşırı bağlı olmasıdır. Kişi kendini tartıdaki sayıyla ölçer ve en küçük artışı yenilgi sayar. Bu düşünce, döngüyü sürdüren asıl güçtür.
Bulimiya çoğunlukla ergenlik sonu ve genç erişkinlikte başlar; kadınlarda erkeklerden birkaç kat sıktır ve yaşam boyu görülme sıklığı kadınlarda yüzde bir civarındadır. Kişinin kilosu genellikle normal aralıkta, bazen hafif fazladır; bu yüzden hastalık çevre tarafından fark edilmez. Anoreksiyadan farklı olarak kişi hastalığının farkındadır ve çoğu zaman utanç duyar. Bu utanç, tedaviye başvuruyu yıllarca geciktirir.
Hastalığın ağırlığı telafi davranışlarının sıklığına göre belirlenir: haftada bir ile üç kez hafif, dört ile yedi kez orta, sekiz ile on üç kez ağır, on dört ve üzeri çok ağır sayılır. Sıklık, bedensel riski ve tedavinin aciliyetini gösterir. Bulimiya kelimesi Latince ve Yunanca kökenlidir ve "öküz açlığı" anlamına gelir; halk arasında bulimia yazımı da yaygındır. Adı ne olursa olsun, tanımı aynı döngüye dayanır.
Yeme bozuklukları ailesinin genel çerçevesini yeme bozuklukları rehberi yazısında topladık; anoreksiyayı ise ayrı bir yazıda bütün yönleriyle anlattık. Bu yazı yalnızca bulimiyaya odaklanır. Bulimiya tedavi edilebilir bir hastalıktır ve doğru yöntemle kişilerin çoğu döngüden çıkar. Erken başvuru, hem bedensel zararı hem tedavi süresini azaltır.
Bulimiya Nervozanın Belirtileri Nelerdir?
Bulimiya belirtileri davranışsal, bedensel ve ruhsal olarak üç alanda görülür ve çoğu özenle gizlenir. Davranışsal alanda gizli yeme, yemekten hemen sonra tuvalete gitme, büyük miktarda yiyeceğin kaybolması ve laksatif paketleri dikkat çeker. Bedensel alanda el sırtında nasırlaşma, yanaklarda şişlik, diş hassasiyeti ve kilo dalgalanması görülür. Ruhsal alanda ise kiloya takıntı, utanç, gizlilik ve tıkınma sonrası çökkünlük öne çıkar.
| Alan | Belirti | Yakınların fark edebileceği işaret |
|---|---|---|
| Davranış | Gizli tıkınma nöbetleri | Evden büyük miktarda yiyeceğin kaybolması, gizlenmiş ambalajlar |
| Yemek sonrası kusma | Yemekten hemen sonra uzun süre banyoda kalma, su sesi, oda spreyi | |
| Laksatif, idrar söktürücü ya da diyet hapı kullanımı | Çantada ya da odada ilaç kutuları | |
| Katı diyet dönemleri ve aşırı egzersiz | Öğün atlayıp sonra kontrolsüz yeme, yorgunken bile spor | |
| Beden | El sırtında ve parmak eklemlerinde nasır ya da yara | Kusturmak için kullanılan parmakların dişlere sürtünmesinden |
| Yanaklarda ve çene altında şişlik | Tükürük bezlerinin büyümesi | |
| Diş minesinde aşınma, diş hassasiyeti, ağız kokusu | Diş hekiminin fark ettiği erozyon | |
| Kilo dalgalanması, şişkinlik, adet düzensizliği | Birkaç kilo inip çıkma, sık karın ağrısı | |
| Ruhsal | Öz değerin kiloya bağlanması | Sürekli tartılma, aynada beden kontrolü |
| Tıkınma sonrası yoğun utanç ve suçluluk | Yemek sonrası ani ruh hâli çöküşü, içe kapanma | |
| Eşlik eden depresyon, kaygı, dürtüsellik | Alkol, madde ya da kendine zarar verme davranışı |
Belirtilerin bir kısmı diş hekimi ya da aile hekimi tarafından ilk kez fark edilir; diş erozyonu ve tükürük bezi şişliği bulimiyanın en tanınabilir bedensel izleridir. Kan tahlilinde düşük potasyum düzeyi de sık görülen bir bulgudur. Bu ipuçları tanı koymaz; ancak uzmanın konuyu açması için yeterli nedendir. Kişiye yargılamadan sormak, gizliliğin kırılmasını sağlar.
Bulimiya, dürtüsellik ve duygu düzenleme güçlüğüyle sık birlikte görülür. Alkol ve madde kullanımı, kendine zarar verme, dürtüsel alışveriş ve fırtınalı ilişkiler tabloya eşlik edebilir. Bu eşlik eden sorunlar, tedavi planını değiştirir. İyi bir değerlendirme yalnızca yemeye değil, bütün tabloya bakar.
Tıkınma-Çıkarma Döngüsü Nasıl İşler?
Bulimiyanın kalbinde kendini besleyen bir döngü vardır: katı diyet açlığı büyütür; açlık kontrol kaybıyla tıkınmaya dönüşür; tıkınma utanç ve kilo korkusu yaratır; korku kusma ya da laksatifle telafi edilir; telafi geçici rahatlama verir ve kısıtlama yeniden başlar. Her tur bir sonrakini güçlendirir. Döngü çoğu zaman bir diyetle başlar ve hastalığa dönüştüğü aylar sonra fark edilir.
Kısıtlama bu döngünün başlangıcıdır ve en az fark edilen halkasıdır. Kişi tıkınmayı sorun sanır; oysa tıkınma, öğün atlamanın ve "yasaklı" besinlerin sonucudur. Gün boyu az yiyen beden, akşam kontrolü ele alır. Bu yüzden tedavi, tıkınmayı bastırmakla değil, kısıtlamayı kaldırmakla başlar.
Kusma, döngüyü sürdüren en aldatıcı halkadır. Kişi kusarak yediğinin tamamından kurtulduğunu sanır; oysa kalorinin önemli bir kısmı çoktan emilmiştir ve kusma, bir sonraki tıkınmayı kolaylaştırır. "Nasıl olsa çıkarırım" düşüncesi tıkınmayı serbest bırakır. Kusmanın etkisizliğini anlamak, tedavinin en güçlü adımlarından biridir.
Duygular bu döngünün yakıtıdır. Öfke, yalnızlık, can sıkıntısı ve kaygı, tıkınmayı tetikleyen en sık duygulardır; tıkınma bu duyguları geçici olarak uyuşturur. Duyguyu yemekle düzenleme örüntüsünü duygusal yeme bozukluğu yazısında ayrıntılı anlattık. Bulimiyada bu örüntü, telafi davranışıyla birleşerek hastalığa dönüşür.
Bulimiya Neden Olur?
Bulimiyanın tek bir nedeni yoktur; kalıtsal yatkınlık, kişilik özellikleri, diyet kültürü ve yaşam olayları birlikte rol oynar. Ailede yeme bozukluğu, depresyon ya da bağımlılık öyküsü riski artırır; kalıtımın payı araştırmalarda yarıya yakın hesaplanır. Dürtüsellik, mükemmeliyetçilik ve olumsuz duygulara dayanamama gibi özellikler zemin hazırlar. Katı bir diyet ise çoğu kişide ilk tıkınmayı başlatan kıvılcımdır.
Beyin düzeyinde bulimiya, ödül ve dürtü kontrol sistemlerinin dengesizliğiyle ilişkilidir. Aç kalan beyin, yüksek kalorili besine karşı aşırı duyarlı hâle gelir; tıkınma bir ödül gibi işlenir ve kontrol sistemi bu ödülü durduramaz. Kusma sonrası gelen rahatlama da beyinde pekişir. Bu döngü, bağımlılık döngüsüne benzer biçimde kendini güçlendirir.
Toplumsal baskı, özellikle genç kadınlarda belirleyicidir. Zayıflığın değerle eşleştirildiği bir kültürde beden memnuniyetsizliği yaygındır; sosyal medyadaki düzenlenmiş bedenler ve diyet içerikleri bu memnuniyetsizliği büyütür. Kiloyla ilgili alay, akran baskısı ve bazı spor dallarındaki kilo sınırları tetikleyici olabilir. Erkeklerde ise kas kazanma baskısı benzer bir işlev görür.
Travma ve olumsuz çocukluk deneyimleri de bulimiya riskini artırır. İhmal, istismar ve duygusal yoksunluk yaşayan kişilerde yeme, duyguyu düzenlemenin öğrenilmiş bir yolu hâline gelebilir. Bu kişilerde tedavi, yeme davranışının yanı sıra travmayı da ele almak zorundadır. Aileyi suçlamak yanlıştır; ancak aile, iyileşmenin en güçlü destekçisi olabilir.
Bulimiya Bedene Nasıl Zarar Verir?
Bulimiyanın en tehlikeli sonucu, kusma ve laksatif kullanımına bağlı elektrolit kayıplarıdır. Özellikle potasyum düşüklüğü, kalp ritmini bozar ve ani kalp durmasına yol açabilir; bu risk kilonun normal olmasından bağımsızdır. Susuz kalma, tansiyon düşüklüğü ve baş dönmesi sık görülür. Bulimiya, ölümcül olabilen bir hastalıktır ve kilo bu riski göstermez.
Kusmanın mide asidi, dişlerin iç yüzeyindeki mineyi aşındırır; diş hassasiyeti, çürükler ve diş kayıpları gelişir. Yemek borusu tahriş olur, kanamalar ve nadiren yırtılmalar görülebilir. Tükürük bezleri büyür ve yanaklar şişkin görünür. Mide asidine sürekli maruz kalan boğaz ve ses telleri de zarar görür.
Laksatif ve idrar söktürücü kullanımı bağırsak ve böbrek işlevini bozar. Uzun süreli laksatif kullanımında bağırsak kendi hareketini kaybeder ve ilaç olmadan çalışmaz; kişi giderek artan dozlara bağımlı hâle gelir. İdrar söktürücüler böbrekleri yorar ve elektrolit dengesini daha da bozar. Bu ilaçlar kalori kaybı sağlamaz; yalnızca su ve mineral kaybettirir.
Hormonal ve sindirim sistemi sorunları da eklenir: adet düzensizliği, kabızlık ve ishal dönüşümü, şişkinlik ve mide boşalmasında gecikme sık görülür. Bu bedensel belirtiler bulimiyanın "kilosuz" tehlikesini gösterir. Bulimiyada beden kitle indeksi normal olsa bile bedensel risk yüksek olabilir; kilonuzu ve yeme davranışı riskinizi VKİ ve yeme bozukluğu hesaplayıcı ile görebilirsiniz. Araç, kan tahlilinin yerini tutmaz.
Kusma Dışındaki Telafi Davranışları Nelerdir?
Telafi davranışı denince akla ilk kusma gelir; oysa laksatif ve idrar söktürücü kullanımı, öğün atlama, günlerce aç kalma, aşırı egzersiz ve diyabetlilerde insülin atlama da aynı işlevi görür. Bu davranışların ortak amacı, tıkınmanın kilo etkisini geri almaktır. Hiçbiri bu amaca gerçekten ulaşmaz; ancak hepsi bedene zarar verir ve döngüyü sürdürür. Tanı için kusma şart değildir; bu davranışlardan herhangi biri yeterlidir.
Laksatif kötüye kullanımı, kalori atma yanılgısına dayanır. Laksatifler kalın bağırsakta etki eder; besinlerin kalorisi ise çoktan ince bağırsakta emilmiştir. Kaybedilen şey su ve mineraldir; tartıdaki düşüş aldatıcıdır ve su içilince geri gelir. Buna rağmen laksatif bağımlılığı gelişir ve bırakıldığında geçici kabızlık ve şişlik kişiyi yeniden kullanmaya iter.
İdrar söktürücüler de aynı yanılgıyla kullanılır ve daha tehlikelidir; çünkü potasyum kaybını doğrudan artırır. Diyet hapları, tiroid ilaçları ve bazı bitkisel ürünler de telafi amacıyla kötüye kullanılabilir. Bu ürünlerin kalp üzerindeki etkileri ciddidir. Tedavide bu ilaçların kesilmesi hekim gözetiminde yapılır.
Aşırı egzersiz, en "kabul edilebilir" görünen telafi davranışıdır ve çoğu zaman sağlıklı yaşam olarak gizlenir. Ölçütü, egzersizin keyif için değil, yenileni "yakmak" için ve hasta ya da yaralıyken bile zorunluluk hissiyle yapılmasıdır. Egzersizi kaçırınca yoğun kaygı yaşamak bu örüntünün işaretidir. Tedavi, egzersizi yasaklamak yerine ona yüklenen anlamı değiştirir.
Çıkarma Bozukluğu Nedir, Bulimiyadan Farkı Ne?
Çıkarma bozukluğu, tıkınma nöbeti olmaksızın kilo kontrolü amacıyla tekrarlayan kusma, laksatif ya da idrar söktürücü kullanımıdır. Bulimiyadan farkı, kişinin normal ya da küçük miktarda yedikten sonra da çıkarma davranışına başvurmasıdır. Tanı sistemlerinde "diğer belirlenmiş yeme bozuklukları" başlığı altında yer alır. Bedensel riskleri bulimiyayla aynıdır ve bazen daha az fark edilir.
Çıkarma bozukluğu olan kişi, tıkınmadığı için kendini yeme bozukluğu hastası saymayabilir; "sadece fazla kaçırınca çıkarıyorum" düşüncesi yaygındır. Oysa haftada bir bile olsa düzenli çıkarma, elektrolit ve diş hasarı için yeterlidir. Bu tabloda öz değer yine kiloya bağlıdır ve tedavi yaklaşımı bulimiyayla büyük ölçüde örtüşür. Erken tanı, bulimiyaya dönüşmeyi de önler.
Bulimiya ile anoreksiyanın tıkınma-çıkarma tipi de karıştırılır. Ayrım kilodadır: anoreksiyanın bu tipinde kişi belirgin düşük kilodadır; bulimiyada kilo normal aralıktadır. İki tanı arasında geçiş sık görülür; düşük kilolu bir kişi kilo aldıkça tanı bulimiyaya dönebilir. Bu geçişler, tedavinin bir bütün olarak planlanmasını gerektirir.
Gece yeme sendromu ve tıkınırcasına yeme bozukluğu ise telafi davranışı içermez. Bu tablolarda kişi tıkınır ama kusmaz ya da aç kalmaz; kilo genellikle fazladır. Telafi davranışının varlığı, bulimiyayı bu tablolardan ayıran temel ölçüttür. Ayrım, tedavi yönteminin ayrıntılarını değiştirir.
Bulimiya ile Anoreksiya ve Tıkınırcasına Yeme Nasıl Ayrılır?
Üç yeme bozukluğu üç soruyla ayrılır: kilo belirgin düşük mü, tıkınma nöbeti var mı, telafi davranışı var mı? Anoreksiyada kilo belirgin düşüktür ve kısıtlama ön plandadır. Bulimiyada kilo normaldir, tıkınma ve telafi birlikte görülür. Tıkınırcasına yeme bozukluğunda ise tıkınma vardır, telafi yoktur ve kilo çoğunlukla fazladır.
Bu ayrım pratikte önemlidir; çünkü tedavi hedefleri farklıdır. Anoreksiyada ilk hedef kilonun güvenli düzeye çıkarılmasıdır; bulimiyada ilk hedef düzenli yeme düzeni kurarak döngüyü kırmaktır. Tıkınırcasına yeme bozukluğunda tıkınmayı azaltmak ve kilo damgasını ele almak öne çıkar. Yöntemler benzer olsa da vurgu değişir.
Üç tablo arasında geçiş yaygındır: anoreksiyayla başlayan bir kişi yıllar içinde bulimiyaya, bulimiyası olan biri telafiyi bırakınca tıkınırcasına yemeye geçebilir. Bu geçişler, yeme bozukluklarının ortak bir çekirdeği paylaştığını gösterir: öz değerin kiloya bağlanması ve yemekle kurulan bozuk ilişki. Tedavi bu çekirdeğe yöneldiğinde geçişler de azalır.
Kendinizde yeme bozukluğu olup olmadığını merak ediyorsanız yeme bozukluğum olduğunu nasıl anlarım sorusundaki uzman cevabı yol gösterir. Duygusal açlık ve tıkınma eğiliminizi gözden geçirmek için duygusal yeme testi bir başlangıç noktasıdır. Bu araçlar tanı koymaz. Telafi davranışı varsa test sonucundan bağımsız olarak uzmana başvurulmalıdır.
Bulimiya Nasıl Teşhis Edilir?
Bulimiya tanısı, psikiyatri uzmanının yaptığı ayrıntılı görüşmeyle konur; kilo ölçümü tek başına yol gösterici değildir. Görüşmede tıkınma nöbetlerinin sıklığı, miktarı, kontrol kaybı duygusu, telafi davranışlarının türü ve sıklığı, diyet öyküsü ve kiloyla ilgili düşünceler sorgulanır. Eşlik eden depresyon, kaygı, dürtüsellik ve madde kullanımı değerlendirilir. Kişinin gizleme eğilimi nedeniyle sorular açık ve yargısız sorulur.
Bedensel değerlendirme tanının ayrılmaz parçasıdır. Kan tahlilinde potasyum, sodyum, böbrek işlevleri ve kan sayımı bakılır; kalp grafisi ritim bozukluğunu tarar. Diş muayenesi erozyonu gösterir. Bu incelemeler, tedavinin ayakta mı yataklı mı yürütüleceğini belirler.
Tarama için beş soruluk kısa ölçek kullanılır; kendini yemekten kaçınamayacak kadar doymuş hissetme, yediklerini kusma, hızlı kilo kaybı, kendini şişman görme ve yemeğin hayatı yönetmesi sorgulanır. İki evet cevabı ayrıntılı değerlendirme gerektirir. Ölçek, gizlenen bir bulimiyayı ortaya çıkarabilir. Tanı ise yalnızca klinik görüşmeyle konur.
Ayırıcı tanıda kusmaya yol açan bedensel hastalıklar, ilaç yan etkileri ve tıkınırcasına yeme bozukluğu dışlanır. Bulimiyayı diğerlerinden ayıran şey, kusmanın istemli ve kilo amaçlı olmasıdır. Ergenlerde aile görüşmesi tabloyu tamamlar. Tanı konduğunda tedavi geciktirilmemelidir; döngü her ay biraz daha yerleşir.
Bulimiya Nasıl Tedavi Edilir?
Bulimiyanın en güçlü kanıta sahip tedavisi, yeme bozukluğuna özgü bilişsel davranışçı terapidir. Bu yaklaşım, kısıtlamayı kaldırıp düzenli bir yeme düzeni kurmakla başlar: günde üç öğün ve iki ya da üç ara öğün, aralar üç ile dört saati geçmeyecek biçimde planlanır. Düzenli yeme, tıkınmanın biyolojik zeminini ortadan kaldırır ve nöbetler çoğu kişide ilk haftalarda azalır. Terapi genellikle yirmi seans civarında sürer.
Terapinin ikinci aşamasında yasaklı besinler kademeli olarak geri alınır, tıkınmayı tetikleyen duygular ve durumlar haritalanır ve alternatif başa çıkma yolları geliştirilir. Beden kontrol davranışları azaltılır ve öz değerin kilodan bağımsız dayanakları kurulur. Kusmanın kalori atmadığı gerçeği ve laksatiflerin etkisizliği ayrıntılı biçimde çalışılır. Son aşamada nüksü önleme planı hazırlanır.
Ergenlerde aile temelli tedavi ilk seçenektir; aile, düzenli yeme düzeninin kurulmasında ve telafi davranışlarının önlenmesinde etkin rol alır. Yetişkinlerde bilişsel davranışçı terapiye ulaşılamadığında rehberli kendi kendine yardım programları da etkilidir. Kişilerarası terapi bir başka kanıtlı seçenektir; ancak etkisi daha geç başlar. Yöntem seçimi yaş, tablonun ağırlığı ve kişinin tercihine göre yapılır.
Tedavi ekibinde psikiyatrist, psikolog ve diyetisyen birlikte çalışır; ancak yalnızca diyet planı bulimiyayı tedavi etmez. Yataklı tedavi nadiren gerekir: ciddi elektrolit bozukluğu, kalp ritim sorunu, ağır depresyon ya da intihar riski varsa gündeme gelir. Çoğu kişi ayakta tedaviyle iyileşir. Tedaviyle kişilerin yarısından fazlası tıkınma ve telafi davranışından tamamen kurtulur.
Bulimiyada İlaç Tedavisi Kullanılır mı?
Bulimiyada ilaç, psikoterapiye ek olarak kullanılır ve en iyi kanıta sahip ilaç fluoksetindir. Fluoksetin, depresyonda kullanılan dozdan daha yüksek bir dozda tıkınma ve kusma sıklığını azaltır; bu etki depresyon olmayan kişilerde de görülür. Etki genellikle birkaç hafta içinde başlar. İlaç tek başına terapiden daha az etkilidir; ikisi birlikte en iyi sonucu verir.
Türkiye'de fluoksetin farklı ticari adlarla bulunur; bunların bulimiya dahil kullanım alanlarını Zedprex ne için kullanılır ve Prozac nedir yazılarında anlattık. İlacın dozu, süresi ve kesilmesi yalnızca psikiyatri uzmanı tarafından düzenlenir. Kusma, ilacın emilimini azaltabileceği için ilaç saati planlanır.
Bazı antidepresanlar bulimiyada kullanılmaz; nöbet riskini artıran bir etken madde, kusma ve elektrolit bozukluğu olan kişilerde özellikle sakıncalıdır. Bu yüzden hekim, yeme bozukluğu tanısını bilerek ilaç seçer. Kendi başına ilaç almak, özellikle iştah kesici ya da kilo verdirici ürünler, tehlikelidir. Bitkisel ürünler de bu kapsamdadır.
Eşlik eden depresyon, kaygı ya da dürtü kontrol sorunları ilaçla desteklenebilir. Ancak ilaç, döngüyü sürdüren düşünce ve davranış örüntülerini değiştirmez; bunu terapi yapar. İlaç kesildiğinde nüks riski, terapiyle birleştirilmediğinde yüksektir. Bu yüzden ilaç, terapinin yerine değil yanına konur.
İyileşme Nasıl Sürdürülür, Aile Ne Yapmalı?
Bulimiyada iyileşme, tıkınma ve telafi davranışlarının durmasıyla başlar ama orada bitmez; düşünce ve öz değer örüntülerinin değişmesi daha uzun sürer. Nüks en çok stres dönemlerinde, yeni bir diyet girişiminde ve kilo yorumlarından sonra görülür. Bu yüzden iyileşme planı, diyet yapmamayı ve tartıdan uzak durmayı içerir. Tek bir kaçamak, tedavi ekibine erken bildirildiğinde tam nükse dönüşmez.
Ailenin ilk görevi, sofrayı çatışma alanı olmaktan çıkarmaktır. Yemek sonrası tuvalete gitmeyi izlemek, tabak kontrolü yapmak ya da kilo hakkında yorum yapmak genellikle geri teper. Bunun yerine düzenli aile öğünleri, yemek dışı ortak etkinlikler ve duyguların konuşulabildiği bir ortam iyileşmeyi destekler. Ergenlerde tedavi ekibi ailenin nasıl davranacağını ayrıntılı biçimde öğretir.
Evdeki dil de önemlidir. "Bunu yersen şişmanlarsın" gibi cümleler, iyi-kötü besin ayrımı ve ebeveynin kendi diyet konuşmaları döngüyü besler. Ebeveynin bedeniyle barışık olması ve besinleri ahlaki değerlerle etiketlememesi koruyucudur. Duygusal yemeyle ilgili farkındalık için duygusal yeme nedir yazısı aileye de yol gösterir.
Bulimiyası olan bir kişiye yaklaşırken utancı büyütmemek en önemli ilkedir. Gizli ambalajları ya da kusma izlerini bulduğunuzda suçlamak yerine endişenizi dile getirmek ve birlikte uzmana gitmeyi önermek daha etkilidir. Kişi reddederse kapıyı açık tutmak ve kendiniz için destek almak gerekir. Şehrinizdeki yeme bozukluğu alanında çalışan uzmanları Ankara yetişkin psikiyatrisi gibi il sayfalarından bulabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Bulimiya olan kişi zayıf mıdır?
Çoğunlukla hayır; bulimiyada kilo genellikle normal aralıkta, bazen hafif fazladır. Kilonun normal olması hastalığın hafif olduğu anlamına gelmez; elektrolit kaybı ve kalp riski kilodan bağımsızdır. Bu yüzden bulimiya çevre tarafından geç fark edilir. Belirleyici olan tıkınma ve telafi davranışıdır.
Kusmak gerçekten kilo verdirir mi?
Hayır. Kusma, yenilen besinin kalorisinin yalnızca bir kısmını uzaklaştırır; önemli bir bölümü çoktan emilmiştir. Kaybedilen şey daha çok su ve mineraldir. "Nasıl olsa çıkarırım" düşüncesi tıkınmayı artırdığı için kusma uzun vadede kilo kontrolünü bozar.
Laksatif kullanarak kilo verilir mi?
Hayır. Laksatifler kalın bağırsakta etki eder; kalori ince bağırsakta emildiği için kaybedilen yalnızca su ve mineraldir. Tartıdaki düşüş su içilince geri gelir. Uzun süreli kullanım bağırsağı ilaca bağımlı kılar ve potasyum kaybıyla kalbi tehlikeye sokar.
Bulimiya tedavi edilmezse ne olur?
Diş kaybı, yemek borusu hasarı, bağırsak işlev bozukluğu, adet düzensizliği ve en önemlisi potasyum düşüklüğüne bağlı kalp ritim bozukluğu gelişebilir. Depresyon ve intihar riski artar. Döngü yıllarca sürer ve yerleşir. Tedaviyle bu sonuçların çoğu önlenebilir.
Bulimiya tedavisi ne kadar sürer?
Yeme bozukluğuna özgü bilişsel davranışçı terapi genellikle yirmi seans civarında, dört ile beş ayda tamamlanır. Tıkınma ve kusma çoğu kişide ilk haftalarda azalır; düşünce örüntülerinin değişmesi daha uzun sürer. Eşlik eden sorunlar süreyi uzatabilir. Nüks önleme izlemi tedaviden sonra da sürer.
Bulimiya ilaçla geçer mi?
Fluoksetin tıkınma ve kusma sıklığını azaltır; ancak tek başına terapiden daha az etkilidir ve kesildiğinde nüks riski yüksektir. En iyi sonuç ilaç ve terapinin birlikte kullanılmasıyla alınır. İlaç kararı ve dozu yalnızca psikiyatri uzmanına aittir. Kilo verdirici ürünler kesinlikle kullanılmamalıdır.
Bulimiya ile anoreksiya arasındaki fark nedir?
Anoreksiyada belirgin düşük kilo ve kısıtlama ön plandadır; bulimiyada kilo normaldir ve tıkınma nöbetlerini telafi davranışları izler. Anoreksiyanın tıkınma-çıkarma tipi düşük kiloda seyreder ve bulimiyadan bu yönüyle ayrılır. İki hastalık arasında geçiş sık görülür. Tedavi hedefleri farklıdır.
Bulimiya erkeklerde görülür mü?
Evet; daha az sık olsa da erkeklerde de görülür ve çoğu zaman aşırı egzersiz ya da kas odaklı diyet biçiminde gizlenir. Erkeklerde tanı, hastalığın kadınlara özgü sanılması nedeniyle gecikir. Sporcu erkeklerde risk daha yüksektir. Belirtiler ve tedavi aynıdır.
Diş hekimi bulimiyayı anlayabilir mi?
Evet; dişlerin iç yüzeyindeki mine erozyonu ve tükürük bezi şişliği, diş hekimlerinin bulimiyayı fark ettiği en tipik bulgulardır. Diş hekimi tanı koymaz ancak konuyu açabilir ve yönlendirme yapabilir. Diş hasarı, kusma sürdükçe ilerler. Bu bulgu ciddiye alınmalıdır.
Bulimiya kendiliğinden geçer mi?
Nadiren; çoğu kişide döngü tedavi edilmeden yıllarca sürer ve dönem dönem hafifleyip yeniden alevlenir. Bekledikçe diş, sindirim ve kalp üzerindeki zarar birikir. Tedaviye erken başlayanlar hem daha kısa sürede hem daha kalıcı biçimde iyileşir. Gizli kalması, geçtiği anlamına gelmez.
Bulimiyası olan yakınıma nasıl yardım edebilirim?
Suçlamadan ve kilo yorumundan kaçınarak endişenizi dile getirin ve uzman değerlendirmesi için birlikte adım atın. Tuvalet ve tabak kontrolü genellikle geri teper. Sofrayı çatışma alanı olmaktan çıkarın ve evdeki diyet konuşmalarını azaltın. Reddederse kapıyı açık tutun ve kendiniz için de destek alın.
Bu yazı bulimiya nervoza hakkında genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi kararı yalnızca sizi değerlendiren psikiyatri uzmanına aittir ve kan değerlerinin izlenmesi gerekir. Çarpıntı, bayılma, kanlı kusma ya da kendine zarar verme düşüncesi varsa hemen 112 aranmalıdır. Yeme bozuklukları alanında çalışan psikiyatristleri ve psikologları Psikiyatri Rehberi üzerinden il ve uzmanlık alanına göre bulabilirsiniz.

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Henüz yorum yok; ilk yorumu siz yazabilirsiniz. Düşüncenizi ya da deneyiminizi birkaç cümleyle paylaşabilirsiniz. Takma ad kullanabilirsiniz; telefon ya da adres yazmayın, yorumunuz herkese açık yayımlanır.