Aynaya her baktığında burnunu, cildini ya da saçını kusurlu bulan, bu düşünceden günde saatlerce kurtulamayan ve çevresindekilerin fark etmediği bir “kusur” yüzünden insan içine çıkmaktan kaçınan kişiler vardır. Tıpta bu tabloya beden dismorfik bozukluğu, halk arasında ise beden algı bozukluğu denir. Bu yazıda belirtilerini, nedenlerini, benzer durumlardan farkını, tanı ve tedavi yollarını anlatıyoruz.
İÇİNDEKİLER

Beden Dismorfik Bozukluğu Nedir?
Beden dismorfik bozukluğu, kişinin başkalarının hiç fark etmediği ya da çok az fark ettiği bir veya birkaç görünüş kusuruyla sürekli meşgul olmasıdır. Kişi bu kusuru tekrar tekrar kontrol eder, gizlemeye ya da değiştirmeye çalışır veya ona dikkat çekecek ortamlardan kaçar. Bu uğraş belirgin sıkıntı yaratır ve günlük hayatı aksatır.[1]
Dünya Sağlık Örgütü'nün güncel sınıflaması ICD-11, bozukluğu obsesif kompulsif ve ilişkili bozukluklar grubunda 6B21 koduyla tanımlar. Tanımın önemli bir parçası, kişinin algıladığı kusur konusunda aşırı tedirgin olmasıdır: çoğu zaman insanların kusurunu fark ettiğine, onu yargıladığına ya da arkasından konuştuğuna inanır. Kaygıya eşlik eden davranışlar da tanının parçasıdır.
Bu tablo kibir ya da kendini beğenmişlik değildir. Kişi güzel görünmek için değil, “normal” görünebilmek için uğraşır ve çoğu zaman yaşadığını kimseye anlatamaz. Utanç yüzünden belirtiler yıllarca gizli kalabilir.
Beden algı bozukluğu ile dismorfofobi aynı şey mi?
Günlük dilde ikisi de aynı tabloyu anlatır. “Dismorfofobi” adını 1891'de İtalyan bir hekim koymuş ve kişinin sohbet ederken, yemek yerken, kitap okurken bile biçimsizlik korkusuna kapılmasını anlatmıştır.[4] Bugün sınıflamalarda “beden dismorfik bozukluğu” adı kullanılır. “Beden algı bozukluğu” ise daha geniş bir halk deyimidir ve bazen yeme bozukluklarındaki kilo kaygısı için de kullanılır.
Beden Dismorfik Bozukluğu Ne Kadar Yaygındır?
Sanıldığından daha sık görülür. Farklı ortamlarda yapılan çalışmaları birleştiren bir sistematik derlemede, toplumdaki yetişkinlerin yaklaşık %1,9'unda, ergenlerin %2,2'sinde ve üniversite öğrencilerinin %3,3'ünde bu bozukluk bulundu.[5] Oran estetik cerrahi, dermatoloji ve psikiyatri polikliniklerine başvuranlarda belirgin biçimde yükselir.
| Ortam | Tahmini sıklık |
|---|---|
| Toplumdaki yetişkinler | %1,9 |
| Ergenler | %2,2 |
| Üniversite öğrencileri | %3,3 |
| Psikiyatri polikliniğine başvuran yetişkinler | %5,8 |
| Psikiyatri servisinde yatan yetişkin ve ergenler | %7,4 |
| Estetik diş hekimliği ve ortodonti | %5,2 |
| Dermatoloji polikliniği | %11,3 |
| Çene cerrahisi (ortognatik cerrahi) | %11,2 |
| Genel estetik cerrahi | %13,2 |
| Burun estetiği (rinoplasti) | %20,1 |
Bozukluk çoğunlukla ergenlikte başlar; kişilerin yaklaşık üçte ikisinde belirtiler 18 yaşından önce çıkar ve tanı düzeyine ulaşmayan hafif belirtiler 12–13 yaşlarında başlayabilir. Belirtiler erken başlasa da kişilerin yardım araması çoğu zaman 10–15 yıl alır.[1]
Bazı çalışmalar bozukluğu kadınlarda daha sık bulurken, bazıları tanı konacak düzeydeki bozukluğun iki cinsiyette benzer sıklıkta olduğunu gösteriyor. Belirtiler iki cinsiyette büyük ölçüde benzese de erkekler daha çok cinsel organ, saç dökülmesi ve kas yapısıyla; kadınlar ise kalça, göğüs, bacak ve fazla vücut kıllarıyla uğraşma eğilimindedir.[3]
Beden Dismorfik Bozukluğunun Belirtileri Nelerdir?
Temel belirti, başkalarının görmediği bir kusurla ilgili, kontrol edilmesi zor ve zihni saatlerce meşgul eden düşüncelerdir. Bu düşüncelere ayna kontrolü, kendini başkalarıyla kıyaslama, kusuru makyaj ya da giysiyle saklama, sürekli onay isteme ve sosyal ortamlardan kaçma gibi davranışlar eşlik eder. Kişi bu davranışlarla rahatlamayı umar, ama çoğu zaman daha kötü hisseder.
| Belirti | Günlük hayatta nasıl görünür? |
|---|---|
| Zihinsel meşguliyet | Kusuru her gün saatlerce düşünmek, başka bir şeye odaklanamamak |
| Ayna ve yansıma kontrolü | Aynaya, vitrin camına, telefon kamerasına sık sık bakmak ya da aynalardan tümüyle kaçmak |
| Kıyaslama | Okulda, sokakta, fotoğraflarda kendi yüzünü ya da bedenini başkalarınınkiyle karşılaştırmak |
| Gizleme | Şapka, güneş gözlüğü, kalın makyaj, bol giysi; fotoğrafta hep aynı açıyı seçmek |
| Aşırı bakım | Saçı uzun süre taramak, cildi defalarca yıkamak, çıkmadan önce kıyafeti tekrar tekrar değiştirmek |
| Cilt yolma | Cildi “düzeltmek” için sivilce, pürüz ya da kılları koparmak |
| Onay arama | “Burnum çok mu büyük?” gibi soruları yakınlarına defalarca sormak |
| Kaçınma | Fotoğraf çektirmemek, havuza, plaja, soyunma odasına, davetlere gitmemek |
| Estetik arayışı | Dermatoloji, diş ve estetik işlemlerine tekrar tekrar başvurmak |
Bu bozukluğu olanların yaklaşık %40'ı kusurunu günde 3 ila 8 saat düşünür, dörtte biri ise 8 saatten uzun. Yaklaşık %90'ı aynalara ve yansıtıcı yüzeylere defalarca bakar; cilt yolma ise %27 ile %45 arasında görülür. Kişilerin yaklaşık üçte ikisi hayatının bir döneminde, insanların görünüşü yüzünden kendisine özellikle baktığını ya da onunla alay ettiğini düşünmüştür.[4]
En çok hangi bölgeler dert edilir?
Her beden bölgesi kaygının odağı olabilir, ama en sık yüz dert edilir: cilt, burun, saç, gözler, dişler, dudaklar ve çene. Çoğu zaman birden fazla “kusur” vardır ve kaygı zamanla bir bölgeden diğerine geçebilir. Bazen ortada belirli bir bölge yoktur; kişi genel olarak çirkin olduğunu ya da “bir şeylerin yolunda olmadığını” hisseder.
Kas dismorfisi (bigoreksi) nedir?
Kas dismorfisi, kişinin bedeninin fazla küçük ve yeterince kaslı olmadığına inandığı bir beden dismorfik bozukluğu türüdür. Kişi aşırı ağırlık çalışabilir ve çok fazla protein tüketebilir; ICD-11, bu yüzden kas yırtığı, zorlanma ve steroid yan etkileri gibi tıbbi sorunların riskinin arttığını belirtir. 1997'de “kas dismorfisi” adıyla tanımlanan bu tablo ağır sıkıntıya, sosyal ve iş hayatında bozulmaya, anabolik steroid ve başka madde kullanımına yol açabilir.[12]
Kişi kusurunun abartılı olduğunu fark eder mi?
Bu kişiden kişiye, hatta aynı kişide günden güne değişir ve içgörü olarak adlandırılır. Bir çalışmada kişilerin üçte birinden fazlası çirkin göründüğünden tamamen emindi ve içgörü, benzer bir bozukluk olan OKB'ye göre genellikle daha zayıftı. Buna karşın inancı sarsılmaz görünen kişiler de SSRI grubu ilaçlardan yararlanabilir.[4]
Görünüşünü Beğenmemek Her Zaman Beden Dismorfik Bozukluğu mudur?
Hayır. Görünüşle ilgili memnuniyetsizlik birçok kültürde, özellikle ergenlikte çok yaygındır ve tek başına bozukluk sayılmaz. ICD-11'e göre beden dismorfik bozukluğunu olağan beden kaygısından ayıran şey, kusurla meşguliyetin derecesi, tekrarlayan davranışların sıklığı ve bunların yol açtığı sıkıntı ya da günlük hayattaki aksamadır.
| Özellik | Olağan görünüş kaygısı | Beden dismorfik bozukluğu |
|---|---|---|
| Kaplanan zaman | Ara sıra akla gelir, kısa sürer | Günde bir saatten fazla, çoğu zaman saatlerce sürer |
| Kusurun görünürlüğü | Başkaları da aynı özelliği fark edebilir | Başkaları fark etmez ya da çok hafif görür |
| Ayna ve fotoğraf | Hazırlanırken bakılır, sonra akıldan çıkar | Tekrar tekrar kontrol edilir ya da tümüyle kaçınılır |
| Güvence arama | Bir iki olumlu söz rahatlatır | Rahatlama kısa sürer, aynı soru defalarca sorulur |
| Günlük hayat | Okul, iş ve arkadaşlıklar olağan biçimde sürer | Davetlerden, okuldan ya da işten kaçınılır |
Ergenlikteki beden kaygısı ne zaman sorun sayılır?
Ergenlikte beden imajıyla ilgili kaygılar gelişimin olağan bir parçası olarak ortaya çıkar; bu yüzden bozukluğu bu yaşlarda ayırt etmek daha zordur. Yine de ölçüt değişmez: kaygının ne kadar zaman aldığına, tekrarlayan davranışlara ve okul ile arkadaşlık hayatının ne kadar etkilendiğine bakılır. Belirtileri 18 yaşından önce başlayanlarda seyir daha ağır olabilir; bu kişilerde başka ruhsal bozukluklar daha sık eşlik eder, içgörü daha zayıftır ve intihar riski daha yüksektir, gençlerde okulu bırakma riski de artar.[1]
Beden Dismorfik Bozukluğu Neden Olur?
Tek bir nedeni yoktur. Bugünkü görüşe göre bozukluk, biyolojik yatkınlık ile çevresel stres etkenlerinin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Genetik yatkınlık, çocuklukta görünüşle alay edilmesi, zorbalık ve istismar, ayrıntılara aşırı odaklanan bir görsel algı biçimi ve içinde yaşanan kültürün güzellik ölçüleri başlıca risk etkenleri arasında sayılır.
İsveç'te 15 ile 28 yaş arasındaki binlerce ikizle yapılan bir çalışmada, görünüşle ilgili aşırı kaygının yaklaşık %37–49'u genetik etkenlerle açıklandı; geri kalan pay kardeşlerin paylaşmadığı çevresel deneyimlere bağlandı.[6] Ailede beden dismorfik bozukluğu, OKB ya da depresyon bulunması da riski artırır.[9]
Çevresel etkenler arasında çocuklukta yaşanan kötü muamele sayılır; bazı hasta gruplarında istismar bildirenlerin oranı %79'a kadar çıkar, ancak bu bulguların çoğu geriye dönük çalışmalardan gelir. Görünüşle ilgili alay ve akran zorbalığı da bozuklukla ilişkili bulunmuştur. Okul öğrencilerini izleyen bir çalışmada, arkadaşlarından zorbalık gören öğrencilerde 12 ay sonra beden dismorfik belirtileri daha sık ortaya çıktı.[3] Çocuğunuzun okulda zorbalığa uğradığından şüpheleniyorsanız akran zorbalığı yazımız yol gösterebilir.
Bu bozukluğu olan kişiler aynaya bakarken yüzün bütününü değil, küçük bir gözeneği ya da izi görme eğilimindedir. Belirtiler her kültürde benzerdir, ancak neyin “kusur” sayılacağını o toplumun güzellik ölçüleri şekillendirir. Filtreli fotoğraflarla sürekli kıyaslamaya zemin hazırlayan sosyal medyanın etkileri için sosyal medyanın zararları yazımıza bakabilirsiniz.
Beden Dismorfik Bozukluğu Hangi Durumlarla Karışır?
Beden dismorfik bozukluğu depresyon, sosyal kaygı bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk ve yeme bozukluklarıyla sık karışır. Bunun bir nedeni, utanç yüzünden kişinin asıl derdini anlatmaması ve bu tanılardan birinin belirtileriyle başvurmasıdır. Ayırt edici nokta, kaygının merkezinde her zaman görünüşte algılanan bir kusurun bulunmasıdır.
| Durum | Kaygının odağı | Beden dismorfik bozukluğundan farkı |
|---|---|---|
| Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) | Mikrop, zarar verme, düzen gibi farklı takıntılar | Yıkama, sayma, kontrol gibi davranışlar görünüşü düzeltmek için değil, takıntının yarattığı kaygıyı yatıştırmak için yapılır |
| Yeme bozuklukları | Kilo, beden ölçüsü, zayıf kalma isteği | Beden dismorfik bozukluğunda kaygı kiloyla sınırlı değildir; burun, cilt, saç gibi her bölgeye yönelebilir |
| Sosyal kaygı bozukluğu | Davranışlarıyla ya da kızarma gibi kaygı belirtileriyle rezil olma korkusu | Beden dismorfik bozukluğunda korku, görünüşünün çirkin bulunup reddedilmektir |
| Trikotilomani ve cilt yolma bozukluğu | Kıl koparma ya da cilt yolma dürtüsü | Beden dismorfik bozukluğunda yolmanın amacı kusurlu görünen cildi ya da kılı düzeltmektir |
| Hastalık kaygısı | Ciddi bir hastalığa yakalanmış olma korkusu | Beden dismorfik bozukluğunda endişe hastalık değil, görünüştür |
| Depresyon | Genel değersizlik ve çökkünlük | Kendini çirkin bulma olabilir, ama ayna kontrolü, gizleme gibi tekrarlayan davranışlar tipik değildir |
| Sanrılı bozukluk | Görünüş dışında da süren sarsılmaz inançlar | Beden dismorfik bozukluğunda inanç yalnızca görünüşle ilgilidir; varsanı ya da düşünce bozukluğu yoktur |
Bu durumlar beden dismorfik bozukluğuyla birlikte de görülebilir. En sık eşlik eden tablo depresyondur; iki büyük çalışmada kişilerin yaklaşık %75'i hayatlarının bir döneminde majör depresyon geçirmişti. Madde kullanım bozuklukları, OKB ve sosyal fobi de sık eşlik eder.[4]
Benzer tablolar için obsesif kompulsif bozukluk, yeme bozuklukları, trikotilomani, sosyal anksiyete ve sağlık anksiyetesi yazılarımıza da göz atabilirsiniz.
Koku referans bozukluğu nedir?
Koku referans bozukluğu, ICD-11'de beden dismorfik bozukluğuyla aynı grupta, 6B22 koduyla yer alan akraba bir tablodur. Burada kişinin derdi görünüş değil kokudur: başkalarının fark etmediği ya da çok az fark ettiği kötü bir beden ya da ağız kokusu yaydığına inanır ve insanların bunu fark edip hakkında konuştuğunu düşünür.[1]
Kişi kokuyu ya da kıyafetlerini sık sık kontrol eder, defalarca yıkanır, dişlerini fırçalar, kıyafet değiştirir, parfüm kullanır ve bazı yiyeceklerden uzak durur. Toplu taşıma gibi başkalarına yakın olunan ortamlardan kaçınabilir. Belirtiler çoğunlukla 20'li yaşların ortasında başlar, ergenlikte başlaması da sıktır; kişi tanı almadan önce çoğu zaman defalarca diş hekimine ya da başka hekimlere başvurur. Diş eti hastalığı gibi gerçekten koku yapabilecek bedensel nedenler önce dışlanmalıdır.
Estetik Ameliyat Beden Dismorfik Bozukluğunu Geçirir mi?
Çoğu zaman geçirmez. Bu bozukluğu olan kişilerin yaklaşık dörtte üçü estetik, dermatolojik ya da diş tedavisine başvurur, üçte ikisi de bu işlemleri yaptırır. Ancak geriye dönük değerlendirmelerde yapılan işlemlerin yalnızca %3,6 ile %7'si bozuklukta genel bir düzelme sağladı.[4] Kaygı çoğu zaman sürer, hatta artabilir.
Bu bozukluğu olanlarda estetik işlemden sonra memnuniyetsizlik, belirtilerin sürmesi ya da ağırlaşması sık görülür; ameliyat sonrası sorunlar da daha fazladır.[3] ICD-11 de gereksiz estetik ameliyatları, kusuru gizleme ya da değiştirme çabalarının örnekleri arasında sayar. Bu nedenle NICE kılavuzu, bu tanıdan şüphelenilen ya da tanı almış kişilerin estetik veya dermatolojik işlemden önce bu alanda deneyimli bir ruh sağlığı uzmanınca değerlendirilmesini önerir.[8]
Cilt sorunları da bu kaygıyı besleyebilir. Türkiye'de üniversite öğrencileriyle yapılan bir çalışmada, cilt hastalığı olan öğrencilerin beden dismorfik belirti puanları sağlıklı yaşıtlarından yüksek bulundu; puanı yüksek olanlarda depresyon puanları da daha yüksekti.[13]
Estetik işlem düşünen biri neye dikkat etmeli?
Önce kendinize dürüstçe sorun: Bu kusur başkalarının da gözüne çarpıyor mu, yoksa onu yalnızca siz mi görüyorsunuz? Günde bir saatten fazla aklınızı meşgul ediyor, işinizi ya da arkadaşlıklarınızı aksatıyor mu? Daha önceki işlemler rahatlamanızı sağlamadıysa ya da kaygınız başka bir bölgeye kaydıysa, yeni bir işlemden önce bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek yerinde olur. Estetik alanında çalışan hekimin bu yönde bir değerlendirme istemesi isteğinizi küçümsemek değil, sizi olası bir hayal kırıklığından korumak içindir.
Beden Dismorfik Bozukluğu Nasıl Teşhis Edilir?
Tanıyı psikiyatri uzmanı, yüz yüze yapılan ayrıntılı bir görüşmeyle koyar; kan tahlili ya da görüntülemeyle konan bir tanı değildir. Uzman, görünüş kaygısının ne kadar zaman aldığını, hangi davranışlara yol açtığını, hayatı nasıl etkilediğini ve eşlik eden depresyon ya da intihar düşüncesi olup olmadığını değerlendirir.
Kişiler utandıkları için bu kaygılarını çoğu zaman kendiliğinden anlatmaz. Bu yüzden NICE kılavuzu depresyon, sosyal fobi, OKB, yeme bozukluğu ya da madde sorunu olanlarda ve küçük kusurları için estetik işlem isteyenlerde şu beş sorunun sorulmasını önerir:[8]
- Görünüşünüz hakkında çok endişelenip bunu daha az düşünebilmeyi diliyor musunuz?
- Görünüşünüzle ilgili sizi özellikle neler kaygılandırıyor?
- Sıradan bir günde görünüşünüz kaç saat aklınızı meşgul ediyor? (Günde bir saatten fazlası aşırı kabul edilir.)
- Bu durumun hayatınıza etkisi ne?
- İşinizi yapmanızı ya da arkadaşlarınızla vakit geçirmenizi zorlaştırıyor mu?
Tarama için dört soruluk Beden Dismorfik Bozukluğu Anketi (BDDQ) kullanılabilir; farklı ortamlarda bozukluğu yakalama duyarlılığı %94–100 bulunmuştur. Belirtilerin şiddeti ise uzmanın uyguladığı 12 maddelik BDD-YBOCS ölçeğiyle derecelendirilir; tedavi sırasında bu puanın en az %30 düşmesi yanıt olarak kabul edilir.[3]
Beden dismorfik bozukluğu testi var mı?
Sitemizdeki Aynalarla Barışıklık Testi, beden algınızı ve kendinize karşı tutumunuzu gözden geçirmenize yardım eder. Bu tür testler tanı koymaz; yalnızca bir uzmana danışmanız gerekip gerekmediği konusunda fikir verir. Görünüş kaygısına sosyal ortamlarda gerginlik de eşlik ediyorsa Sosyal Kaygı ve Performans Korkusu Testi ek bir bakış sunabilir.
Raporlarda hangi kodla yazılır?
Türkiye'de raporlarda kullanılan ICD-10'da beden dismorfik bozukluğu ayrı bir başlık değildir; hipokondriyak bozukluğun altında, F45.2 koduyla yer alır. Sanrı düzeyindeki dismorfofobi ise F22.8 koduyla sanrılı bozukluklar arasında sınıflanır.[2] Yeni sınıflama ICD-11'de ise tablo 6B21 koduyla ayrı bir bozukluk olarak tanımlanır; içgörüsü orta ya da iyi olanlar 6B21.0, zayıf ya da hiç olmayanlar 6B21.1 koduyla ayrılır.
Beden Dismorfik Bozukluğu Nasıl Tedavi Edilir?
Etkinliği araştırmalarla gösterilmiş iki yöntem vardır: maruz bırakma ve tepki önlemeyi içeren bilişsel davranışçı terapi (BDT) ile seçici serotonin geri alım inhibitörü (SSRI) grubundan antidepresanlar. Hangisinin seçileceği, belirtilerin günlük hayatı ne kadar bozduğuna göre belirlenir; ağır durumlarda ikisi birlikte kullanılır.
| Durum | NICE kılavuzunun önerisi |
|---|---|
| Hafif etkilenme (yetişkin) | Bireysel ya da grup halinde, maruz bırakma ve tepki önlemeyi içeren BDT |
| Orta etkilenme (yetişkin) | Kişinin tercihine göre SSRI ya da daha yoğun bireysel BDT |
| Ağır etkilenme (yetişkin) | SSRI ile BDT birlikte |
| Çocuk ve ergen | Aileyi de içeren, yaşa uyarlanmış BDT ilk seçenek; terapi yapılamazsa yakın izlemle SSRI |
| 12 haftalık birleşik tedaviye yetersiz yanıt | Başka bir SSRI ya da klomipramin; sonra bu alanda deneyimli ekip değerlendirmesi |
BDT'de kişi, kaçındığı durumlarla (parlak ışık, ayna, kalabalık ortam gibi) adım adım yüzleşir ve bu sırada kusuru gizleme, yoğun makyaj ya da dikkati sürekli kendi görünüşüne çevirme gibi güvenlik davranışlarını bırakmayı öğrenir. Terapiye ayrıca bozukluğu tanıma, motivasyonu güçlendirme, düşünceleri gözden geçirme, aynaya yeni bir gözle bakmayı öğrenme ve dikkati içten dışa çevirme çalışmaları eklenir. Klinik çalışmalarda terapi çoğunlukla haftada bir yapılan 12 ile 22 seanstan oluşur.[3]
Yedi randomize kontrollü çalışmayı birleştiren bir analizde BDT, bekleme listesine ya da inandırıcı bir psikolojik plasebo uygulamasına göre hem beden dismorfik belirtilerini hem de depresyonu anlamlı ölçüde azalttı.[10] Yine de kişilerin önemli bir kısmında belirtiler tam geçmez; bu yüzden tedavi bittikten sonra da izlem sürdürülür. Yöntemin ayrıntıları için bilişsel davranışçı terapi yazımıza bakabilirsiniz.
BDT dışında hangi terapiler denenmiştir?
Bu bozuklukta araştırma kanıtı en güçlü olan psikoterapi BDT'dir. İçgörüsü zayıf ve tedaviye isteksiz kişilerde motivasyonel görüşme tekniklerinin, cilt yolma ya da kıl koparma gibi davranışlarda da alışkanlığı tersine çevirme eğitiminin yararlı olabileceği düşünülür. Kişilerarası terapi, dokuz kişiyle yapılan küçük bir ön çalışmada umut verici bulunmuştur, ama etkisini göstermek için daha geniş araştırmalar gerekir.[4]
Şema terapi gibi başka yaklaşımların bu bozukluktaki etkisi henüz yeterince araştırılmamıştır; bu yüzden kanıtlı tedavilerin yerine değil, gerekirse onlara ek olarak konuşulur. Yöntemin nasıl işlediğini merak ediyorsanız şema terapi yazımıza bakabilirsiniz.
Hangi ilaçlar kullanılır?
NICE kılavuzu yetişkinlerde ilk ilaç olarak fluoksetini önerir ve bunun ilacın ruhsatında yer almayan (endikasyon dışı) bir kullanım olduğunu da belirtir. Antipsikotik ilaçlar tek başına önerilmez; inançların sanrı düzeyinde olduğu durumlarda da ilk seçenek SSRI'dır. Tedavinin ilk haftalarında, özellikle 30 yaşından gençlerde ve depresyonu olanlarda, huzursuzluk ve intihar düşüncesi yönünden yakın izlem gerekir; yeterli yanıt olup olmadığına genellikle 12 hafta sonunda karar verilir.[8]
Plasebo kontrollü bir çalışmada fluoksetin alanlarda tedaviye yanıt olasılığı plaseboya göre yaklaşık üç kat yüksek bulundu.[11] İlacı, dozunu ve süresini yalnızca muayene eden hekim belirler; fluoksetinle ilgili ayrıntılar için fluoksetin yazımıza göz atabilirsiniz.
İlaç işe yaramazsa ne yapılır?
Önce ilacın düzenli ve önerilen dozda kullanılıp kullanılmadığına, alkol ya da madde kullanımının tedaviyi bozup bozmadığına bakılır. Standart dozla yeterli yanıt alınamamışsa ve belirgin yan etki yoksa, 4–6 hafta sonra doz yavaş yavaş artırılabilir. SSRI, birleşik tedavi ve klomipramin denendiği halde düzelme olmazsa, bu alanda deneyimli bir ekibin değerlendirmesinden sonra farklı bir ekiple ek terapi ya da SSRI'ya buspiron eklenmesi (endikasyon dışı) gibi seçenekler konuşulur.[8]
Bu bozukluk, çoğu zaman depresyonda kullanılandan daha yüksek SSRI dozları gerektirir.[3] Tedavi sürerken alkolün ilaçla birlikte kullanımı hakkında merak edilenler için antidepresan ve alkol yazımıza bakabilirsiniz.
Çocuk ve ergenlerde tedavi nasıl yürür?
Çocuk ve ergenlerde ilk seçenek, aileyi de sürece katan ve yaşa uyarlanmış, maruz bırakma ve tepki önlemeyi içeren BDT'dir; motivasyonu artırmak için küçük ödüllerden yararlanılabilir. İlaç ancak çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanının değerlendirmesinden sonra başlanır ve çoğu zaman süren terapiye eklenir; bu yaş grubunda da tercih edilen ilaç fluoksetindir. Başlangıç dozu düşük tutulur, özellikle ilk haftalarda intihar düşüncesi, kendine zarar verme ve düşmanca davranış yönünden yakından izlenir. İlacı bırakmak ancak belirtiler geçip çocuk en az 6 ay olağan hayatını sürdürdükten sonra denenir, bu sırada terapiye devam edilir.[8]
Ergenlerle yapılan ilk randomize çalışmada yaşa uyarlanmış BDT etkili bulundu. Bir yıllık izlemde kazanımlar büyük ölçüde korundu, ancak gençlerin bir kısmında belirgin belirtiler sürdüğü için uzun süreli izlem önerilir.[3]
Tedavi ne kadar sürer?
İlaç işe yararsa nüksü önlemek ve iyileşmenin sürmesi için uzun süre kullanılır; NICE kılavuzu bu süreyi en az 12 ay olarak önerir. Erken bırakmanın bedeli ağır olabilir: bir çalışmada ilacı sürdürenlerin %18'inde, plaseboya geçenlerin ise %40'ında belirtiler geri döndü.[3] İlaç birden kesilmez; doz hekim kontrolünde, zaman içinde yavaş yavaş azaltılır. Bu sürecin nasıl yürüdüğünü antidepresan bırakma yazımızda anlattık.
Belirtiler geri dönerse ne yapılmalı?
Beden dismorfik bozukluğu inişli çıkışlı seyredebilir ve başarılı bir tedaviden sonra da belirtiler geri dönebilir. Bu yüzden NICE, belirtileri geçen kişinin bir yıl boyunca düzenli aralıklarla görülmesini ve tedavinin sonunda öğrenilen yöntemlerin ileride çıkabilecek belirtilere nasıl uygulanacağının anlatılmasını önerir. Belirtiler yeniden başladığında kişinin sıradan bir bekleme listesine alınmadan, olabildiğince çabuk görülmesi gerekir.[8]
Ayna kontrolünün, güvence sorularının ya da kusuru gizleme çabasının yeniden artması erken bir uyarı olabilir. Bu işaretleri fark edince terapide öğrenilen çalışmalara geri dönmek ve tedavi ekibine haber vermek yerinde olur.
Beden Dismorfik Bozukluğu Tedavi Edilmezse Ne Olur?
Tedavi edilmeyen beden dismorfik bozukluğu genellikle süregen seyreder ve kendiliğinden geçmesi zordur. Belirtilerin seyrini ileriye dönük izleyen bir çalışmada, bir yıl içinde tamamen düzelme olasılığı yalnızca %9 bulundu.[4] Bozukluk iş, okul ve ilişkileri ciddi biçimde etkiler; en önemli risk ise intihar düşünceleri ve girişimleridir.
On yedi çalışmayı birleştiren bir meta-analizde bu bozukluğu olanların intihar girişiminde bulunma olasılığı, karşılaştırma gruplarına göre belirgin biçimde yüksek bulundu (olasılık oranı 3,3).[7] Depresyon eşlik ettiğinde risk daha da artar.
Alkol ve madde sorunları da sık eşlik eder. Ağır durumlarda kişi okulu bırakabilir, işini kaybedebilir ya da günlerce evden çıkamaz hale gelebilir. Kendinize zarar verme düşünceleriniz varsa beklemeden 112'yi arayın; kendine zarar verme ve intihar düşünceleri rehberimiz de yol gösterebilir.
Aileler ve Yakınlar Nasıl Destek Olabilir?
Yakınların en önemli katkısı, kişinin derdini küçümsemeden dinlemek ve onu tedaviye yönlendirmektir. “Hiçbir kusurun yok” diye tartışmak ya da her soruda yeniden güvence vermek kısa süre rahatlatsa da döngüyü besler. Bu yüzden tedavi planları, ailenin güvence verme, ayna kontrolü ve kaçınma davranışlarına katılımını nazikçe azaltmayı hedefler.
- Görünüşüyle ilgili yorum yapmaktan, şaka yollu bile olsa takılmaktan kaçının.
- Güvence isteklerini terapistle birlikte belirlenen bir planla, yavaş yavaş azaltın; kaygısının gerçek ve zor olduğunu kabul ettiğinizi hissettirin.
- Estetik işlem kararlarını aceleye getirmemesi için destek olun ve önce bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmesini önerin.
- Okulu bırakmak, evden çıkmamak ya da umutsuzluk sözleri gibi işaretleri ciddiye alın.
- Çocuk ve ergenlerde tedavinin bir parçası olan aile görüşmelerine katılın.
- Kendi dinlenmenizi ve sabrınızı korumayı ihmal etmeyin.
Belirtiler okul başarısını etkiliyorsa ailenin onayıyla öğretmen ve okul rehberlik servisiyle iş birliği yapmak tedaviyi destekler. Bu dönemde neye dikkat edileceği için ergenlik döneminde ruh sağlığı yazımız fikir verebilir.
Kişi Günlük Hayatta Kendine Nasıl Yardım Edebilir?
Kendi kendine yapılan çalışmalar tedavinin yerini tutmaz, ama iyileşmeyi destekler. Düzenli uyumak, hareket etmek, nefes ve gevşeme egzersizleri yapmak ve güvendiğiniz insanlarla vakit geçirmek genel iyi oluşu destekler ve kaygıyı hafifletebilir. Bazı kişiler destek gruplarında benzer deneyimleri yaşayanlarla tanışmayı da yararlı bulur.
- Bir hafta boyunca günde kaç kez ve ne kadar süre aynaya baktığınızı not edin; fark etmek, değişimin ilk adımıdır.
- Filtreli fotoğrafların ve “önce-sonra” paylaşımlarının yoğun olduğu hesaplarda geçirdiğiniz zamanı sınırlayın.
- Kas dismorfisi varsa egzersizin ve protein takviyesinin aşırıya kaçmamasına dikkat edin; steroid kullanmayın.
- Telefon kamerasını ayna gibi kullandığınızı ya da kendi fotoğraflarınızı büyütüp uzun uzun incelediğinizi fark edince bırakın; bu da bir kontrol davranışıdır.
- Kaygıyı alkol ya da madde ile bastırmaya çalışmayın; kısa süreli rahatlama uzun vadede sorunu büyütebilir ve tedavinin etkisini azaltabilir.
Ne Zaman Uzmana Başvurulmalı?
Görünüşünüzle ilgili düşünceler günde bir saatten fazla zamanınızı alıyorsa, sizi okuldan, işten ya da insanlardan uzaklaştırıyorsa veya bu kaygıyla tekrar tekrar estetik ya da dermatolojik işlem arıyorsanız vakit kaybetmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmanız yerinde olur. Belirtiler tedavi edilmedikçe genellikle kendiliğinden geçmez ve zamanla ağırlaşabilir.
- Aynada ya da kamerada her gün saatler geçirmek veya aynalardan tümüyle kaçmak
- Kusuru gizlemeden dışarı çıkamamak, fotoğraf çektirmekten kaçınmak
- Okula, işe ya da davetlere gitmemeye başlamak
- Tekrarlayan estetik ya da dermatolojik işlemlere rağmen rahatlamamak
- Çökkünlük, umutsuzluk ya da alkol ve madde kullanımında artış
- Kendine zarar verme ya da yaşamı sonlandırma düşünceleri; bu durumda beklemeden 112 aranmalıdır
Yetişkinlerde psikiyatri uzmanı ya da klinik psikolog, çocuk ve ergenlerde çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı uygundur. Görüşmede kaygınızı ayrıntısıyla anlatmaktan çekinmeyin; ruh sağlığı uzmanları bu tabloyu kibir olarak değil, tedavi edilebilir bir rahatsızlık olarak görür.
İlk görüşmede neler konuşulur?
Uzman önce hangi bölgeyle uğraştığınızı, bu düşüncelerin günde ne kadar sürdüğünü ve hangi davranışlara yol açtığını sorar. Okul, iş ve ilişkilerdeki etkiler, geçmişte yaptırdığınız ya da planladığınız estetik işlemler, alkol ve madde kullanımı da konuşulur. Depresyon ve intihar düşünceleri mutlaka değerlendirilir; bunları açıkça anlatmanız size en uygun tedavinin seçilmesini kolaylaştırır.
Hangi durumlarda yatarak tedavi gerekir?
Bu bozukluğu olanların çoğu ayaktan tedavi edilir. NICE kılavuzu, bu alanda deneyimli bir birimde yatarak tedavinin küçük bir grup için ve şu durumlarda düşünülebileceğini belirtir:[8]
- yaşamı tehdit eden bir risk olması,
- kişinin kendi bakımını ağır biçimde ihmal etmesi,
- sıkıntının ya da işlev kaybının çok ağır olması,
- uzun süre denenen ilaç ve terapilere yanıt alınamaması,
- ağır depresyon ya da anoreksiya gibi ayakta tedaviyi zorlaştıran ek tanıların bulunması,
- gece ile gündüzün yer değiştirmesi yüzünden gündüz yapılan tedaviye gelinememesi,
- kaçınma ve tekrarlayan davranışların günlük işleri yapmayı engelleyecek kadar ağırlaşması.
Sık Sorulan Sorular
Beden dismorfik bozukluğu tamamen geçer mi?
Uygun tedaviyle kişilerin çoğunda belirtiler azalır ve günlük hayat kolaylaşır. Ancak tam düzelme herkeste olmaz; önemli bir kısmında belirtiler bir ölçüde sürebilir. Bu nedenle tedavi bittikten sonra da bir süre izlem ve terapide öğrenilen becerileri sürdürmek önerilir.
Beden dismorfik bozukluğu kibir mi?
Hayır. Kişi daha güzel görünmek için değil, kusurlu gördüğü bölge yüzünden reddedilmemek için uğraşır. Yoğun utanç ve sıkıntıyla giden, tedavi gerektiren bir ruh sağlığı sorunudur.
Başka birinin görünüşüne takılmak da bu bozukluk olabilir mi?
Evet. Bazı kişiler kendi görünüşü yerine çocuğunun ya da partnerinin neredeyse hiç fark edilmeyen bir kusuruyla sürekli meşgul olur. Diğer belirtiler de varsa buna vekaleten beden dismorfik bozukluğu denir ve aynı tanı konabilir.
Yeme bozukluğuyla birlikte görülebilir mi?
Evet, özellikle kadınlarda ikisi sık birlikte görülür. Kaygı yalnızca kilo ve zayıflıkla sınırlıysa tanı yeme bozukluğudur; burun, cilt, saç gibi başka bölgelere de yöneliyorsa iki tanı birlikte konabilir.
Bu bozuklukta kullanılan ilaçlar bağımlılık yapar mı?
Hayır. NICE kılavuzu, bu tedavide kullanılan SSRI'ların ilaca karşı yoğun istek ya da giderek artan doz ihtiyacı gibi bağımlılık özellikleri yaratmadığını belirtir. Ancak ilaç birden bırakıldığında, doz atlandığında ya da azaltıldığında kesilme belirtileri görülebilir. Ayrıntılar için antidepresanların bağımlılık yapıp yapmadığını anlatan yazımıza bakabilirsiniz.
Erkeklerde de görülür mü?
Evet. Erkeklerde saç dökülmesi, cinsel organ ve kas yapısıyla ilgili kaygılar daha belirgindir; kas dismorfisi de çoğunlukla erkeklerde görülür.
Çocuklarda görülür mü?
Küçük çocuklarda da görülebilir, ama bozukluk en sık ergenlikte başlar. Aynada uzun zaman geçirme, okul başarısında düşme ve arkadaşlardan uzaklaşma ailelerin dikkat etmesi gereken işaretlerdir.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; aynada gördüğünüz kusurun olağan bir beğenmeme hissi mi yoksa tedavi gerektiren bir tablo mu olduğunu, sizi yüz yüze değerlendiren bir ruh sağlığı uzmanı söyleyebilir. Görünüşünüzle ilgili sıkıntı yaşama isteğinizi azaltıyor ya da kendinize zarar verme düşüncesi doğuruyorsa hemen 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayın.

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Henüz yorum yok; ilk yorumu siz yazabilirsiniz. Düşüncenizi ya da deneyiminizi birkaç cümleyle paylaşabilirsiniz. Takma ad kullanabilirsiniz; telefon ya da adres yazmayın, yorumunuz herkese açık yayımlanır.